Sponsorlu Baglantilar

Peygamberimizle İlgili Şiirler (kutlu doğum haftası için)

Ana Sayfa » Belirli Gün ve Haftalar » Kutlu Doğum Haftası » Peygamberimizle İlgili Şiirler (kutlu doğum haftası için)
Sitemize 21 Mart 2013 tarihinde eklenmiş ve 923 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

1)Sana geldim efendim…

 

Bin bir güçlükle söküp getirdim yüreğimi de yanımda

 

Sana geldim efendim…

 

Cismin bir nur olarak aklımda, isminse hep dudağımda

 

Bu aşkı taşıyamam artık bu küçücük bağrımda

 

Dünlerimi yaktım ateşte teslim oldum sana yarınlarımda

 

Ve ben

 

Sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

 

Artık yıkılsa dünya ne yazar bu kutlu günde

 

Bayramım olmaz mı doğumum gibi ölümümde

 

Küffar naralar atsın artık gidişimde dönüşümde

 

Bir kor alev gibi parıldayıp aniden sönüşümde

 

Ne olursa olsun efendim

 

Ben mi ?

 

Sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

 

Bilmem kaçıncı ağlayışım yapayalnız gecelerde

 

Sana salat ve selamlar gece gündüz hecelerde

 

Şu gönlüm sensizlikten her an bocalarda

 

Ben çaresizce yine hüzne şayan bir şekilde

 

Bu gece içimdeki sıkıntılarım ve tüm dertlerimle

 

Ben

 

Ben sana geldim efendim…

 

Sana geldim efendim…

 

İstiyorum ki kalbim çıksın yerinden ve dile gelsin

 

Yüreğim sökülüp ta canevinden sana salat ve selam getirsin

 

Bu aşk beni bende daha fazla çoğalmadan bitirsin

 

Divane gönlüm yansın da şu aklını yitirsin

 

Ben kaybolayım ani çığıkların boz bulanık nidalarında

 

Volkanların köpüklü kaynayan sularında

 

Yansam yanmazdım yandığım kadar böyle

 

Halim , ahvalim bu iken

 

Bense sana geldim efendim…

 

 

Sana geldim efendim…

 

Bendim şehrin soğuk sokaklarında inleyen aşkından

 

Mecnun misali çölleri karış karış arşınlayan

 

Ve bir sevda ateşi yakıp büyük bir sevinçle ateşe atlayan

 

Meczup bir görüntüyü işleyip nakış nakış yüreğime

 

Her soruşumda büyüdü mü içindeki aşk diye kendi kendime

 

Sürünerek ismin dudağımda iken yesrip çöllerinde

 

Sensizliğe muzdarip bu yaban ellerinde

 

Seni her an soluyup yasatarak aciz kaderimde

 

Bütün sözler istemeden tıkanırken biçare genizimde

 

Bir de baktım ki ben kaybolmusum engin bir vuslat denizinde

 

Bir baktım ki ben sana gelmişim efendim…

 

Bir baktım ki sana gelmişim efendim…

 

Bir baktım ki sana gelmişim…

 

Allah Hak Bir Allah

 

Allah Allah hak bir Allah lâ ilâhe illallah,

En son peygamber Muhammed,Muhammed resul Allah.

Her şeyi yaratan sensin her şeye can veren sen,

Taptığım tek Allahımsın nîmetlerimi veren.

 

Allah Allah hak bir Allah lâ ilâhe illallah,

En son peygamber Muhammed,Muhammed resul Allah.

Kâbeye yüzümü döndüm alnım secdeye verdim,

Gönlümden coşan sellerle Allahım sana geldim.

 

Allah Allah hak bir Allah lâ ilâhe illallah,

En son peygamber Muhammed, Muhammed resul Allah.

Yer yüzüne hayat verdin gök yüzüne nur saçtın,

Îman eden kullarına cennet kapısın’ açtın.

 

Allah Allah hak bir Allah lâ ilâhe illallah,

En son peygamber Muhammed,Muhammed resul Allah.

Sana sığınan kullarız el açar yalvarırız,

Yaradanım koru bizi hoş gör bizi Rabbimiz.

 

2)Ey Sevgili

 

Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini

Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi

Arzum ahirette cennete seninle girmeyi

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Sensiz dünya zilletle boğuluyor

Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor

Toplumun ahlakı gitgide çöküyor

Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Geceler karanlık, yokluğunda her saniye

Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme

Tutamazsam elini sırat üzerinde

Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Bir bilal olamadım ezanın için

Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim

Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra

Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında

Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca

Tebessümün de ne hoştur ukbada

Şefaatini eksik eyleme mahşer anında

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Alemlere rahmetsin nurun ile

Kalplere düstursun ahlakın ile

Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed

Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)

 

 

3)Hz.Muhammed (S.A.V.)

 

Varlıkların en değerlisi

İnsanlara yol gösteren

İman et sesi, onun sesi

İnsanların ilk Peygamber ‘i.

Doğru yolu hep göstermişti

Dünyadan geçen Muhammed’im..!

 

Bir güneş doğmuştu onunla

Her şeyle örnekti dünyaya

Kur-an ‘ı duyurdu bizlere

Doğru yolu hep göstermişti

Dünyadan geçen Muhammed’im..!

 

Dinin temeli Muhammed’dir

Onunla yolu selamettir

Onun isteği merhamettir

Bu görev onunla şereftir…

Doğru yolu hep göstermişti

Dünyadan geçen Muhammed’im..!

 

Kardeşlik güzellik getirdi

Hep aşk ile İman ettirdi

Allah bizim için seçti

Resul de ilmi görev bildi

Doğru yolu hep göstermişti

Dünyadan geçen Muhammed’im..!

 

 

Yüce Rabb’in Rahmeti.

 

Bir gece ki aleme Miraç yadigâr oldu,

Yüce Rabb’in rahmeti insanlığa ödüldür.

Rabb’im kutsal şerefe Resulü layık gördü,

Yüce Rabb’im rahmetin gönüllere ödüldür.

 

Bir mucize ki gökler kapılarını açtı,

Yol oldu Muhammed’e yıldızlar ışık saçtı,

Gece an oldu Nebi bilinmez sırla kaçtı,

Yüce Rabb’im gücüyle rahmetleri ödüldür.

 

Muamma bir yerlere Nebi misafir yetti,

Miraç, ruh ve cesetle Resul teşerrüf etti,

Cennet, Cehennem nedir bizzat gördüğü netti

Yüce Rabb’in gerçeği Muhammed’e ödüldür.

 

Gecenin bir anında Muhammed arşa vardı,

Kürsî, arş ve ruh arzı tarifsiz sırlar vardı,

Açıldı tüm kapılar hakikat alem vardı,

Yüce Rabb’in hikmeti Peygambere ödüldür.

 

Nebi şaşkın ve mutlu o ne güzel onurdu,

Mekansız ve zamansız gördüğü sima nurdu,

Yücelerden yücesi tek Rabb’im okunurdu,

Yüce Rabb’in sevgisi Resûlullah’a ödüldür.

 

Her kula nasip olmaz, Rab ile sohbete erdi,

O Nebiler Nebisi Resul kutsi bir serdi,

O Nebinin şanından aleme ödül verdi,

Yüce Rabb’in onuru mahlukata ödüldür.

 

Beş vakit namaz farzı miraç kabul edildi,

Şirk koşmayan kullara Cennet ikram edildi,

Bu geceye erene, günahlar af edildi,

Yüce Rabb’in birliği gönüllere ödüldür.

 

Böyle bir gece gören Cennet kapısı açar,

Tertemiz vücut bulur tüm günahlardan kaçar

Saf bir irade ile İrem de nurlar saçar,

Yüce Rabb’in Cenneti has ruhlara ödüldür.

 

Naat

 

Seccaden kumlardı..

…………………………..

…………………………..

Devirlerden, diyarlardan

Gelip, göklerde buluşan

Ezanların vardı! .

 

Mescit mümin, minber mümin…

Taşardı kubbelerden tekbir,

Dolardı kubbelere “amin”..

 

Ve mübarek geceler dualarımız;

Geri gelmeyen dualardı…

Geceler ki pırıl pırıl

Kandillerin yanardı..

 

Kapına gelenler ya Muhammed,

- uzaktan, yakından –

Mümin döndüler kapından…

 

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi…

 

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

 

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi…

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın

Yoksulların sahibi..

Nerde kaldın ey resul,

Nerde kaldın ey nebi! ..

 

Günler ne günlerdi, ya

Muhammed! ..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı…

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,

 

Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..

 

Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya Muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor…

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;

 

Ebu leheb ölmedi ya Muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor…

 

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya Muhammed!

Bugünkü kadar!

 

Hased gururla savaşta;

Gurur; kaf dağında derebeyi..

 

Onu da yaralarlar kanadından

Gelse bir şefkat meleği..

İyiliğin türbesine,

Türbedar oldu iyi..

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya Muhammed yarına!

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına…

 

Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi taiftir, kimi hayberdir…

Fethedemedik ya Muhammed

Senelerdir…

 

Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi;

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi…

Günahın kursağında

Haramların peteği..

 

Bayram yaptı yabanlar

Semave’yi boşaltıp;

Save’yi dolduranlar

Atını hendeklerden – bir atlayışta –

Aşırdı aşıranlar..

Ağlasın yesrib!

Ağlasın selmanlar…

 

Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı…

Yere dökülmeyecekti ey nebi!

Yabanların gözünde kalacaktı!

 

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

 

Ne oldu ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar….

 

Uçsuz bucaksız çöllerde

Yine izler gelenlerin;

Yollar gideceklerindir….

 

Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.

 

Örümcek ne havada

Ne suda, ne yerdeydi

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi

 

Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,

Şu yuva ki bilinmez;

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi

Kumru mu..

Kuşlarını bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu..

 

Ey abva’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran uyusun çöllerin,

Ilık kumlarıyla örtülü..

 

Dinleyene hala

Çöller ses verir….

Yaleyl, susar,

Uğultular gelir…

Mersiye okur uhud,

Kaside söyler bedir;

Sen de bir hac günü

Başta muhammed, yanında

Ebu bekir,

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,

Destan yap ey şehir!

 

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

 

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya Muhammed yarına!

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına…

 

Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun kur’anlar..

Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın

Kayışzade osmanlar…

 

Na’tını galib yazsın, mevlidini

Süleymanlar..

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin sinanlar..

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!

 

Gel ey Muhammed!

Bahardır

Dudaklar ardında saklı

“amin”lerimiz vardır..

Hacdan döner gibi gel……….

Miraçtan iner gibi gel………..

Bekliyoruz yıllardır!

 

Bulutlar kanat, ruzgar kanat;

Hızır kanat, cibril kanat,

Nisan kanat, bahar kanat;

Ayetlerini ezber bilen,

Yapraklar kanat…

 

Açılsın göklerin kapıları

Açılsın perdeler, kat kat..

Çöllere dökülsün yıldızlar,

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar..

Çöl gecelerinden yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i habeşi sustuysa;

Ezanlarını davud okusun!

 

Konsun – yine – pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler…

 

 

Lâ İlâhe İllellah (Mirac)

 

Aylardan Recep idi

Muhammed Haremdeydi

Melek yanına geldi

Göğsünü feth eyledi

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

İlim hikmet edindi

Sübhânellezi esrâ

İlâhi emir geldi

Miraç mucize büşrâ

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Büraka ‘Ruh’ bindirdi

Mescid Aksa’ya indi

Rusüle İmam oldu

Sevgi hürmeti buldu

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Resul Aksadan çıktı

Miracına başladı

‘Ruh’la göklere çıktı

Kab-ı Kavseyne vardı

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Yüce Rab huzuruna

Mazhar oldu lutfuna

Görüştü mevlâsıyla

Konuştu Hak zatıyla

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Miraçtan Resul döndü

Bir Âmenerrasulü

Beş namaz ve tahyeti

Ümmete hedye etti

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Miracın sabahında

Anlattı ashabına

Mümin sevip inandı

Kâfir, münâfık azdı

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

‘ECE’ der ey Peygamber!

Ümmete sensin önder

Mahşerde sen et mehder

Selâm sana ey Rehber!

(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

 

Ennecatü Fissıdkı

 

‘Ennecatü fissıdkı’

Hadisinde buyurdun

Kurtuluşun doğrulukta

Olduğunu duyurdun

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafa’sın

 

Kişi sana erişse

Kalmaz hiç bir teşvişi

Cümle işi doğrulur

Nur olur içi dışı

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafa’sın

 

Sussa hikmetle susar

Konuşsa hikmetle

Nice sırları açar

Aşk ile muhabbet ile

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafa’sın

 

Yüzünü Hakk’a döner

Pak eyler hem özünü

Gözünü ona açar

Aşk ile muhabbetle

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafasın

 

Riyakarlık yapamaz

İhlas ile boyanır

Nefsine hiç güvenmez

O Allah’a dayanır

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafasın

 

Övgüden nefret eder

İstemez zerresin,

Halka hep ta’zim eder

Hakir görür nefsini

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafasın

 

AHMED’in tut elinden

Kemalinden kerem et

Sen söyle hem dilinden

Ya Resulallah meded

 

Sensin Habib-i Huda

Resul-i Kibriyasın

Şefi-i ruz-i ceza

Muhammed Mustafasın…




Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler



Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

İlgili Terimler :
SiZ SORDUNUZ BiZ CEVAPLADIK!
bir romanın herhangi 2 sayfasındaki fiilimsiler
benim dünyam filiminde çatışmalar ve filim ile ilgili değerlendirmeler
fizik sorusu performansım
benim dünyam filminin tahlili
tominin annesi kimdir ?
insanın saçı neden beyaz olur
insanın yaşlanınca saçları neden beyaz olur*
acaba warm kelimesinin anlamı nedir
ingilizce öneri cümleleri
x
SORU SORMAK İÇİN TIKLAYINIZ