2012 KPSS Güncel Bilgiler (Derleme ve Toplama Her Şey Mevcut)

İndirmek için TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar

Yazı Kategorisi Genel, Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen navruz on Nisan 8, 2012

KPSS Nasıl Kazanılır…

˃˃  ˃˃  ˃˃ DOSYAYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ ˃˃  ˃˃  ˃˃

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen navruz on Mart 20, 2012

Paragraf Ders Notları

 PARAGRAF NEDİR?

Paragraf “bir duyguyu,bir düşünceyi bir isteği,bir durumu,bir öneriyi,olayın bir yönünü,yalnızca bir yönüyle anlatım tekniklerin­den ve düşünceyi geliştirme yollarından yararlanarak anlatan yazı türüdür.Kelimeler cümleleri,cümleler paragrafları,paragraflar da yazıları oluşturur.Paragraf bir yazının küçültülmüş bir örneğidir.Bu yönüyle yapı bakımından bir yazıya benzer.Nasıl yazıda giriş,gelişme,sonuç bölümleri varsa paragrafta da aynı bölümler vardır.
Her paragrafta bir düşünce savunulur.Paragrafın bir bütün oluşturabilmesi için cümlelerin de yapı ve anlam yönüyle bütünlük oluşturması gerekir. Paragraftaki düşünceler hem kendi aralarında birbirine bağlı hem de ana düşünceye bağlıdır.
Paragraf kendi içinde bir bütünlük oluşturduğu gibi yazı içinde de yazıyla bir bütünlük oluşturur. KPSS’de seçilen paragraflar böyle kendi içinde bütünlüğü olan ve dışına çıkılmayı gerektirmeyen paragraflardır.
PARAGRAF SORULARINDA ÇOK ÖNEMLİ HUSUSLAR
1. Paragraf sorularının çözümüne mutlaka so­ruyu okuyarak başlayın. İşe doğrudan paragraf oku­narak başlanırsa paragrafta ne arandığı,paragrafın niçin okunduğu bilinmediğinden,paragraf,boş yere okunmuş olur. Bu durumda paragrafı iki defa okumak zorunda kalırız ki bu da bizim için büyük zaman kaybı olur.
2.Paragraf sorularında“soru kökü” çok dikkatli okunmalıdır.Değinilmemiştir, vurgulanmamaktadır, çıkarılamaz tarzındaki soruları” değinilmiştir,vur­gulanmaktadır,çıkarılır” diye okursak soruları yanlış cevaplarız.
3. Paragraf soruları diğer sorulardan daha kolaydır. Çünkü paragraf sorularının hem cevabı paragrafın bütünlüğü içindedir,hem de bu sorularda gramer ya da edebiyat bilgisine gerek yoktur.Okuma alışkanlığı olan, az çok kitap okuyan öğrenciler bu soruları çok rahat çözer.
4.Paragrafta anlatılan şeyler mutlaka paragrafın bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir.Paragrafta inanmadığımız ve bize göre doğru olmayan şeyler anlatılsa bile bunlar doğrudur.Çünkü sorular mutlaka “parçaya göre” cevap­landırılmak zorundadır. Bu yüzden paragraf soru­larında kesinlikle paragrafın dışına çıkılmamalı.
5.Paragraf soruları uzun göründüğü için birçok öğrenci zaman kaybetmemek için paragraf sorularını çözmeden geçer.Oysa bizim sınavlarda her soruya ihtiyacımız vardır. Paragraf dışındaki kısa sorulardan zaman ta­sarrufu yaparak, paragraf sorularında ise sorudan başlayarak paragraf sorularını yeterli zamanda ra­hatlıkla çözebiliriz.Zaten paragraf sorularının büyük çoğunluğunun uzun metinler olmasına rağmen çok basit sorular olduğunu göreceksiniz.
6.Paragraf sorularındaki metinlerde anlamını bilmediğimiz,daha önce duymadığımız ya da duyup, okuyup sık kullanmadığımız bazı özel kelime ve kavramlar karşımıza çıkabilir. Bu kelime ve kavramların bilinmesi metni daha iyi anlamamızı sağlar.
PARAGRAFIN ÖĞELERİ
Konu:
Paragrafta işlenen düşünce,olay ya da durumdur.Her şey paragrafın konusu olabilir. “Yazar,bu paragrafta ne anlatıyor?”sorusunun cevabı bize konuyu verir.Konu en fazla bir iki cümleyle verilir.
Yardımcı Düşünceler:
İkiden fazla cümleden meydana gelir.Yardımcı düşünceler,paragrafta ana düşünceyi destekleyici niteliktedir.Yazar burada konuyla ilgili açıklamalar yapar ve düşüncelerinin haklı gerekçelerini sıralar.
Ana Düşünce:
Paragrafta üzerinde durulan konuya bağlı olarak yazarın asıl anlatmak istediği düşüncedir.Kesin bir yargı niteliği taşır,genellikle bir cümleden oluşur.
*Bütün yardımcı düşünceler,ana düşünceyi haklı çıkarmaya hizmet eder.
Başlık:
Paragrafta üzerinde durulan düşünceyi bir ya da iki sözcükle özetleyebileceğimiz ifade paragrafın başlığı olur.Başlık,konu ve ana düşünceyle bağlantılı olmalıdır.
PARAGRAFIN YAPISI
Giriş:
*Genel bir yargı niteliğindedir.Bu bölüm bir ya da iki cümleden oluşur.
*Paragrafın konusu genellikle bu cümlelerdir.
*Giriş bölümü paragrafın bir çeşit özet olduğundan ana düşünce hakkında ipuçları verir.
*Asla bağlaçla başlamaz.
*Giriş cümlesinde kendisinden önce bir cümle daha olduğunu düşündürecek bazı zamir,sıfat ya da edatlar bulunmaz.
Gelişme:
*İkiden fazla cümleden meydana gelir.
*Girişte belirtilen konu,bu bölümde örnekleme,tanık gösterme,açıklama,karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurularak açıklanır.
*Bu bölümde yer alan düşünceler paragrafın konusuyla ilgili olmalıdır,yoksa anlatımın akışı bozulur.
Sonuç:
*Genellikle bir cümleden ibarettir.
*Anlatılmak istenen düşünceyle ilgili son sözün söylendiği bölümdür.
*Yazar paragrafta asıl anlatmak,vurgulamak istediği düşüncesini (ana düşünce) genellikle bu bölümde verir.
*Sözlerin toparlanması niteliğinde olduğundan kapsamlı bir yargıdır.Bu yönüyle de giriş cümlesine benzer.
*Toparlayıcı,özetleyici olması nedeniyle “demek ki,sonuç olarak,öyleyse,özetle…”gibi sözlerle başlayabilir.
Uyarı:
Ana düşünce,genellikle paragrafın sonuç bölümünde olmakla birlikte,bazen metnin başında ya da tümüne yayılmış olabilir.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds, SBS-LGS-LYS-DGS

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

Anlatım Biçimleri Ders Notları

ANLATIM BİÇİMLERİ
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir tasarıyı, bir olayı sözle ya da yazıyla ifade etmeye anlatım denir.Birbirinden farklı konuları, olayları, gözlem ve izlenimleri anlatırken kullanılan yöntemlere ise anlatım biçimi denir.

Öyküleyici Anlatım : Tasarlanan, gözlemlenen ya da yaşanan bir olayı yer, zaman ve kişi kavramlarına bağlayarak anlatan anlatım biçimine öyküleme denir. O halde öykülemede dört temel kavram bulunur:
-Öykülemede, konuyu geliştiren olgu ya da olgular vardır ki buna olay denir.
- Öykülemede, olayın geçtiği çevre ya da yer kavramı bulunur.
- Olayın akışı içinde aklımızda yarattığımız kavram, zaman öğesini oluşturur.
- Olayın içinde yer alan veya bu olayı yaratan öğelere kişi adı verilir.

Örnek :Hamdi amcamı en son 1960-1961 yıllarında gördüm. Bir iş nedeniyle Ankara’ya gelmişti. Beni görmeden gitmeyi içine sindirememiş, telefon edip geleceğini söylemişti. Tıpkı çocukluğumda babamı beklediğim gibi, camdan cama koşup gelişini bekledim. Uzun yıllar sonra birbirimizi görüp konuşacaktık. Amca yeğen birbirimize sarıldık. Hem sevinçten hem de annemi babamı anımsayıp ağladık. Çocuklarımı kucağına aldı. Onları öpüp öpüp sevdi. Kardeşim Leman Hanım, bunları görseydi, dedi. O gün onu son görüşüm oldu. Öldüğünü duyduğum zaman ne yapacağımı şaşırdım…

Betimleyici Anlatım : Varlıkların kendilerine özgü ayırıcı niteliklerini, bu niteliklerin duyu organlarımız üzerindeki etki ve izlenimlerini görünür kılmaya, onları sözcükler aracılığıyla resimlendirmeye betimleme denir.

Betimlemede, görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularına yönelik bir anlatım vardır. Herhangi bir varlığın, nesnenin, olayın veya çevrenin, duyu organlarımız üzerinde bıraktığı izlenimler belirli bir plana göre okura aktarılır.bıraktığı etki yansıtılır.Sözcüklerle resim çizilir.Örnek:

Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler…

Açıklayıcı Anlatım : Bu anlatım biçiminde temel amaç, okura herhangi bir konu üzerinde bilgi verme, iyice anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılan bir sözü, bir düşünceyi açıklığa kavuşturmaktır. Bu anlatım biçiminde temel amaç bilgi vermek olduğu için belirtilen yargı tartışılmaz; konuyla ilgili karşıt görüşlere yer verilmez. Anlatım oldukça ciddi, kuru ve öğreticidir.
Açıklamanın yapılabilmesi, bir bilginin tam ve eksiksiz olarak verilmesi için tanımlamalardan, örneklemelerden, karşılaştırmalardan ve sayısal verilerden yararlanılır.

Fıkra, makale, deneme, gezi, eleştiri, röportaj gibi yazı türlerinde açıklayıcı anlatım biçimi yoğun olarak görülür.

Örnek :
Çağdaş eğitim, bireyi bilgi ile donatmaktan çok, ona kendi kendine bilgi edinme yollarını öğretmeyi amaçlar. Bireyde, sağlıklı düşünme, doğru anlama, toplum içinde türlü durumlara olumlu uyum sağlayabilme yeteneklerinin geliştirilmesini ister. Sağlıklı düşünme, öncelikle dilin işleyiş düzeninin kavranmasına bağlıdır. Bu sebeple kişinin eğitimi ile ana dili arasında doğrudan bir bağlantı vardır.

Tartışmacı Anlatım : Bu anlatım biçiminde birbirine karşıt düşünceleri, bir konuyla ilgili kanıları değiştirmek, çürütmek ya da onların yerine yenisini koymak amaçlanır. Tartışmacı anlatımda yazar, inandırıcılığı sağlayabilmek için ciddi ve ağırbaşlı bir anlatım yerine sohbete varan rahat bir anlatım kullanır. Yazarın sık sık sorular sorup bunlara yanıtlar vermesi, bu anlatımın ayırt edici bir başka özelliğidir.Tartışmacı anlatım, bilimsel

inceleme ve araştırmaya dayalı yapıtlar başta olmak üzere eleştiri, fıkra, deneme, makale, röportaj gibi yazı türlerinde de sık sık rastlanan bir anlatım biçimidir.

Örnek :Gene bir eski özlemdir, gidiyor. Yeniye kötü kötü bakıyorlar, mana yokmuş, güzel değilmiş, düşünmekten, çalışmaktan kaçınan kimselerin ne yaptıklarını bilmeden ortaya attıkları şeylermiş. Geçmişin büyük eserlerini inceleyip de onlardan örnek almalıymışız. Oysa ki asıl, yeni zordur; yeninin manasını anlamak, güzelliğini duymak zordur. Bunun için alışkanlıklarımızı aşmak, dikkatimizi işletmek gerekir.DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Bir yazıda ileriye sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamak amacıyla yazar çeşitli yollara başvurur.Düşünceyi geliştirmek için başvurulan yöntemler şunlardır:
1)Tanımlama
Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir.Tanım kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.
Örnek::
İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel)
*Yiğitlik, kahramanlık, savaş temalarını işleyen şiirlere epik şiir denir.(Nesnel)
*Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)
*Toros dağlarının etekleri Akdeniz’den başlar.(Değil)
2)Örneklendirme
İleriye sürülen soyut düşüncenin somutlaştırılması yöntemidir.Söylenmek istenilenin okuyucunun kafasında canlandırılmasını sağlayan bir yöntemdir.
Örnek:
Genç Kalemler hareketi,edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir anlayışı getirmiştir.Türkçe kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye başlamış;halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma gelmiştir.1911’li yıllarda yazan Ömer Seyfettin’i, Ziya Gökalp’i açıp okuyun, severek, anlayarak okursunuz yazdıklarını.Sözcükler, tamlamalar…hep anlayacağınız biçimdedir.
3)Karşılaştırma:
Karşılaştırmada iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma söz konusudur.Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya konması karşılaştırma ile olur.
Örnek:
*Özge Ali’ye göre daha çalışkandır.
*En çok sevdiğim arkadaşım sensin.
*Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.
4)Tanık gösteme:
Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden,sözlerinden yararlanarak açıklanması yoludur.Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı içerisinde alıntı olarak gösterilir.Tanık olarak düşüncesine başvurulan kişinin, konusunda uzman güvenilir olması gerekir.
Örnek:
Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir.Fizolof Sokrates: “Bir kitap, bir çiçek, bir kuş…ne büyük saadet!” derken bunu anlatmıyor mu?
5)Sayısal Verilerden Yaralanma:
Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden yararlanmadır.İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha da inandırıcı bulurlar.
Örnek:
Adapazarı Şeker Fabrikası 1953’te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980’de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds, SBS-LGS-LYS-DGS

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

Anlamlarına Göre Cümle Ders Notları

ANLAMLARINA GÖRE CÜMLE ÖRNEKLERİ
1. Olumlu eleştiri:
a) Yazar, sıradan olayları anlattığı öykülerde bile özgünlüğünü hissettirebiliyor.
b) Roman, bir dönemin toplumsal özelliklerini, insan ilişkilerini sıcak bir anlatımla gözler önüne seriyor.
2. Olumsuz eleştiri:
a) Şair, farklı olma kaygısıyla olsa gerek bu şiirlerde sık sık anlamsızlığa düşmüş.
b) Yazar, öykülerinde kahramanlarını tek yönlü ele ala­rak inandırıcılıktan uzaklaşmış.
3. Üslûpla ilgili yargılar:
a) İç konuşmalar, her biri hayatımızdan alınmış hissini veren cümleler eseri bir çırpıda okutuyor.
b) Şiirlerinde sözcüklere yüklediği yeni anlamlar, özgün buluşlar, doğallık şairimizi öne çıkarıyor.
4. Neden – sonuç ilişkisi:
a) Okurlarına ve anadiline saygıdan, eserlerinde dil doğru ve güzel kullanmaya özen gösteriyor.
b) Ülkemizde sinemaya pek yatırım yapılmıyor.
Bu yüz­den yerli filmlerde istenen kaliteye ulaşılamıyor.
5. Gerekçesi verilmiş yargılar:
a) Günlük gazeteleri atmıyor, biriktiriyor.Yazmayı dü­şündüğü romanda bunlar işine yarayacak.
b) Bu tür şiirleri belleğinde tutabiliyor. Onlarda kendin­den, çok şey buluyor.
6. Amaç ilgisi taşıyan yargılan
a) öykülerini kitap halinde yayımlamak için gece gün­düz çalışıyor.
b) Yazdıklarını sıradan okurların bile anlayabilmesi için mecazlı söyleyişlerden, süsten, abartıdan özellikle kaçınıyor.
7.Koşul ilişkisi:
a) ödüllendirildiği takdirde sanatçının verimi artar.
b) Masallar güzel ve etkili anlatılırsa çocuklara yarar sağlar.
8. Öznel yargılar:
a) Köyde yaşayan insanlar daha mutludur.
b) Öykülerdeki her kahramanda ilginç ve çarpıcı özellik­ler görüyoruz.
9. Nesnel yargılar:
a) Roman, baştan sona karşılıklı mektuplarla süren on bir bölümden oluşmuş.
b) İttihat ve Terakki döneminin İstanbul’unu, bazı siya­sal olaylarını bu romanına temel almış.
10. Dolaylı anlatım:
a) Romanın sonlarına geldiğinde sıkıldığını söyledi.
b) Şiirleri içerik bakımından yeni, biçim bakımından es­ki bulduğunu söylüyor.
11. Aşamalı durum:
a) Enflasyon giderek yükseliyor.
b) Buğday üretimi yıldan yıla azalıyor.
12. Olasılık anlamı:
a) Ne demek istediğimi anladığınızı sanıyorum.
b) O, şimdi evde ders çalışıyordun
13. Varsayım anlamı:
a) Diyelim ki çağrılanların tümü geldi.
b) Tut ki sınav on soru yapamadın.
14. İkilem anlamı:
a) Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
b) Tiyatroya ben de gitsem mi ki acaba…
15. Küçümseme anlamı:
a) Üç şiir yazmakla şair olduğunu sanıyor.
b) Böyle bir romanı ilkokul mezunu babam da yazar.
16. Azımsama anlamı:
a) Aldığım ücret ev kirasına yetmiyor.
b) Bu kadarcık parayla tatile mi çıkılır?
17. Yakınma anlamı:
a) En basit bir işi bile içinden çıkılmaz hale getiriyor.
b) Toplum, yapılan haksızlıklara karşı çok duyarsız.
18. Kinayeli söyleyiş:
a) Herkes yanılabilir; aptallar asla.
b) Çok çalıştığın, sınavda yaptığın dünya kadar yanlış­tan belli.
19. Öneri anlamı:
a) Yaptığımız çalışmaları bir eleştiri süzgecinden geçir­memiz iyi olur.
b) Bu sıkıntıları, insanların düşüncelerini alarak atlatabi­lirsiniz.
20. Sitem anlamı:
a) İnsan, dostunu ayda yılda bir de olsa arar kardeşim,
b) O kadar ısrar etmeme rağmen düğünümüze gelmediniz.
21. Şaşma anlamı:
a) Bu işin bu kadar kısa sürede bitirildiğine inanamıyorum!
b) Bir Türkçe öğretmeni nasıl olur da böyle bîr yanlış ya­par.
22. Beğenme anlamı:
a) İzlediğiniz oyun hepimizi koltuklarımıza adeta çivile­di.
b) Uzun süredir böyle sürükleyici bir roman okumamış­tım.
23. Karşısındakine güven anlamı:
a) O, her güçlüğün üstesinden gelebilecek biridir.
b) İnşaatı, zamanında bitirip size teslim edeceğini adım gibi biliyorum.
24. Özlem anlamı:
a) Annemin yaptığı yemekler burnumda tütüyor.
b) Bu sıcaklarda şimdi deniz kıyısında olacaksın…
25. Kararlılık anlamı:
a) Haksızlıklarla mücadeleye sonuna kadar devam ede­ceğim.
b) Ne olursa olsun onu mutlaka görecekti.
.
26. Kaygı anlamı:
a) Bu ödülü alamazsa yazmayı bırakır diye korkuyorum.
b) Bu kadar gecikmezlerdi, başlarına bir şey gelmiş ol­masın!
27. Karşılaştırma anlamı:
a) Yazarın en çok okunan romanı budur.
b) Burası daha sıcak değil mi?
28. Kınama:
a) İnsan büyüklerine böyle mi davranır?
b) Balkondan halı silkmek olur mu?
29. Hayıflanma:
a) Zamanında bir dil daha öğrenmek varmış.
b) Gençliğimi doya doya yaşamadım.
30. Uyarma:
a) Hava yağışlı, arabayı dikkatli kullan.
b) Kimliğini yanına almayı unutma.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds, SBS-LGS-LYS-DGS

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

Cümlede Anlam Özellikleri Ders Notları

CÜMLEDE ANLAM
Neden- Sonuç Cümlesi (-den dolayı,-dığı için)
*Sonucu ortaya çıkaran nedenin gösterildiği cümle­dir.Eyleme sorulan neden? niçin? Soruları cevapsız kalmaz.
-Her gün kürek sallamaktan elleri nasırlaşmıştı.
-Paltosu olmadığı için çok üşüyordu.
-Rüzgarın şiddetinden okulun çatısı uçtu.
-Hızlı gittiğinden kaza yaptı.
-Beni beklemediğinden karşısında görünce çok şaşırmış.
-Otobüs bulamadığı için yarışmaya yetişememiş.
Amaç Cümlesi (amacıyla)
*Eylemin amacının ne olduğunu bildiren cümle türü­dür. Neden-sonuç cümlesiyle karıştırırsak cümleye“amacıyla”sözcüğünü getiririz. Getirebiliyorsak cümlemiz amaç cümlesidir
-Onunla tanışmak için çaba gösterdi.
-Bizi rahat ettirmek için elinden geleni yaptı.
-Gazete almak için evden çıktı.
-Onu görmeye gidiyorum.
-Sınavı kazanabilmek (AMACIYLA) için plânlı çalışıyor,
-Ailesini geçindirebilmek için durmadan çalışıyor.
Koşul Cümlesi (-se,-sa)
*Yargı bir koşula bağlanmıştır. Cümle eyleme sorulan “hangi şartla?, şartı ne?” sorularına cevap veriri
-Söz dağarcığı daha çok, okumakla zenginleşir.
-Eğer güneşli bir yer istiyorsanız soy ağacınızın al­tında -oturmalısınız.
-Bir sanatın kendi geçmişinden ışık alması, her devrin kendinden önceki bir devre dönmesi ya da o devre son devirden daha fazla değer vermesiyle olur.
-İçindeki duygular ne olursa olsun, sanatçının eserleri inançtan ve dürüstlükten yoksun olduğu sürece kit­leler sanatçıdan nefret edecektir.
Olasılık cümlesi
*Eylemin sonucuyla ilgili bir olasılığı, tahmini ve sez­giyi anlatan cümledir.
- Yardımlar bu şartlar altında deprem bölgesine ulaş­mayabilir.
-Hazırlıklı olalım, bakarsın bu kış çok şiddetli geçer.
- Ne demek istediğimi anladığınızı sanıyorum.
- O, şimdi evde ders çalışıyordur.
Varsayım Cümlesi
“Varsayalım, kabul edelim, tut ki, diyelim ki…” gibi sözlerle kurulan ve eylemin bizim istediğimiz gibi sonuçlanması halinde ortaya çıkacak durumu göste­ren cümledir. Olasılık cümlesinden farkı “Mış”gibi yapmaktır. Olayı gerçekleşmiş kabul etmektir.
-Diyelim ki bu olay gerçek değildir.
-Tut ki, buraya yerleşmekten vazgeçti.
-Bir an yapayalnız kaldığını düşün.
İçerik Cümlesi
* İçerik, bir eserin içinde “ne” olduğudur. Konudur,kahramanlardır,olayın geçtiği yerdir kısacası eserin NE? anlattığıdır.
- Necati Cumalı’nın şiirlerinin çoğunda tatlı bir yaşama sevinci vardır; o, doğayı, insanı, her şeyi sever
.- Romanın başından sonuna kadar, kahramanın çev­resiyle uyum içinde olmadığını, hatta kendisiyle bile çatıştığını görürüz.
- Genellikle oyunun konusu, günlük yaşamdaki ça­tışmalar ve sorunlardır.
Üslup Cümlesi
* Bir sanatçının anlatım özelliklerine değinen cümle­lerdir. Üslûp bir sanatçının kendine özgü anlatım ve söyleyiş özelliklerinin tümüdür. Bir yazarın konuya yaklaşımı, sözü seçimi, dilin açıklığı ya da kapalılığı, söz sanatlarına yer verip vermemesi, söyleyişinin akıcı veya tekdüze oluşu, o yazarın üslûbunu (anla­tım biçimini) oluşturur.
-İç konuşmalar, her biri hayatımızdan alınmış hissini veren cümleler eseri bir çırpıda okutuyor.
- Şiirlerinde sözcüklere yüklediği yeni anlamlar, özgün buluşlar, doğallık şairimizi öne çıkarıyor.
- Yaşanılan gerçekleri hiç değiştirmeden alaysamalı bir tutumla işlemiştir.
- Romancı, roman kişilerinin karakterlerini çizerken onların diliyle konuşmuş.
Öznel Cümleler
*Yazarın duygu, düşünce ve yorumun kattığı “bence” cümleleridir.
-Uyak kullanılmaması şiir gücünü azaltıyor.(bence azaltmıyor)
-Yazar, yirminci yüzyıl başlarının İstanbul Türkçesini ve yöresel ağızlardaki tatlılığı yansıtmada oldukça ustadır.
-Sabahattin Ali, hem kendinden öncekilerle hem de çağdaşı öykücü ve romancılarla karşılaştırılmayacak derecede egemendir dile.
Nesnel Cümleler
*Yorumsuz cümlelerdir. Yazar duygu ve düşüncelerini cümleye katmaz
- Sanatçının “Benim Adım Kırmızı” adlı romanı, New York Times’ın pazar günleri yayımladığı kitap ekine kapak oldu.
- Amerika’daki Modern Sanatlar Müzesi’nde nisan ayından başlanarak dört ay boyunca Hitchcock’un filmleri gösterildi.
-Roman, baştan sona karşılıklı mektuplarla süren on bir bölümden oluşmuş.
Doğrudan Anlatım
* Sözü, söyleyenin ağzından söylemektir. Dedi,diyor,der şeklinde biten cümleler doğrudan anlatım cümleleridir.
-Ali: “Bu kitabı iki kez okudum.” dedi.
-Hoca: “ Al o zaman öyle git.” der.
-Tufan Hoca: “ Hepiniz sınavı kazanacaksınız.”diyor.
Dolaylı Anlatım
* Başkasının sözünü, kendi sözümüz gibi söylemektir.
-Sait Faik, her güzel şeyin insanı sevmekle başlayacağı­nı söylemektedir.
-Gerçek şiirin katıksız çıplaklıklarla, can kurtaran simiti olmayan çareler ve sedeflenmeyen gözyaşlarıyla yetindiğini belirtti.
-Romancının iç dünyasından söz edebilmek için ro­manlarının, öykülerinin ayrıntılarına inmek gerektiğini söyledi.
Aşamalı Durum Anlatan Cümleler
*Bir durumun giderek arttığını ya da azaldığını anlatan cümlelerdir.
-Dünya sineması, gittikçe güçlenen mali yapısı ve be­lirli merkezlerde konuşlandırdığı sinema beyinleri ile her filmi bir Truva atı gibi kullanmayı başarıyor.
- Kötülük, her geçen gün yaygınlaşırken; iyilik, yerinde saymıyor elbette.
-Enflasyon giderek yükseliyor.
Hayıflanma Anlamı İçeren Cümleler
* Pişmanlık anlamı içeren cümlelerdir.
-Bu işe başlamasaydım iyi olacaktı.
-Yılların su gibi akıp gittiğini nasıl da fark etmedim!
- Bizim kuşağın genç yetenekleri, o kargaşa ortamında gazete ve dergilerin sayfalarında kaybolup gittiler.
-Zamanında bir dil daha öğrenmek varmış.
Karşılaştırma Anlamı İçeren Cümleler
*İki veya daha fazla varlık arasındaki benzerlik, farklı­lık, üstünlük gibi durumları belirlemek ve ifade et­mek özelliği taşıyan cümlelerdir.
-Antalya Isparta’dan daha büyüktür.
- İnsanlığın yarattığı en eski sanat ürünü şiirdir; ama en öğretici olanı düzyazıdır.
- Eski bir dosta rastlamak kadar zevk verici bir şey ola­maz.
-Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.
Önyargı Anlamı İçeren Cümleler
*Eylemin henüz kesinlik kazanmadığı bir zamanda onun nasıl sonuçlanacağıyla ilgili öznel bir yargıda bulunan cümledir.
-Bu maçı kazanacağımızı sanmıyorum.
-Bizi bugün de aramayacak.
-Bu kitap çok fazla satmaz.
- Bu program, izleyicinin ilgisini uzun süre canlı tuta­mayacaktır.
Yadsıma Anlamı İçeren Cümleler
*Yadırgamak,yabancı bulmak,garipsemek gibi anlamları içern cümlelerdir.
-Ben öyle yalan yanlış haberler yazar mıyım hiç?
-Suçu onun üstüne yıktığımı kimse söyleyemez.
Tanım Cümlesi
*Bir varlık, nesne ya da kavramı özel ve değişmez ni­teliklerini sıralayarak tanıtan cümledir. “Kimdir?, Ne­dir?” soruları tanım cümlesinin bulunmasına yar­dımcı olur.
-Apartman evin çok katlı olanıdır.
-Lirik şiir, duyguların, çok etkili ve coşkulu bir bi­çimde dile getirildiği şiir türüdür.
-Gelgit, ayın çekim kuvvetinin tesiriyle denizin karaya yaklaşması ve karadan uzaklaşmasıdır.
Olumlu-Olumsuz Cümleler
a)Olumlu Cümle : Yüklemin bildirdiği eylemin yapıldığını, gerçekleştiğini ya da gerçekleşebileceğini belirten cümleler olumludur.Dilimizdeki isim ve fiil soylu sözcüklerin hepsi olumludur.Bunlar bazı eklerle ya da sözcüklerle olumsuz biçime sokulur.
*O günler çok güzeldi (olumlu isim c)
*Hep seni bekledim (olumlu fiil cümlesi)
*Kalbimi çalan buydu (olumlu isim cümlesi)
b)Olumsuz Cümle: Yüklemin bildirdiği işin gerçekleşmediğini anlatan cümleler olumsuzdur.
Olumlu isim cümlesi yok, değil, ya da sız ekiyle olumsuz yapılır.
*Kapını çalan bendim (olumlu isim cümlesi)
*Kapını çalan ben değildim (olumsuz isim cümlesi)
*Dışarıda birkaç kişi vardı (olumlu isim cümlesi)
*Dışarıda hiç kimse yoktu (olumsuz isim cümlesi)
*O, çok güçlüydü (olumlu isim cümlesi)
*O, çok güçsüzdü (olumsuz isim cümlesi)
*Eve gelmiş (olumlu fiil cümlesi)
*Eve gelmemiş (olumsuz fiil cümlesi)
Not1: Bir cümlenin yükleminde olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük yoksa cümle biçimce olumludur.Bir cümlenin yükleminde olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük varsa cümle biçimce olumsuzdur.
* Yarın size geliyoruz (Biçiminde ve anlamca olumlu)
*Yarın size gelmiyoruz (Biçiminde ve anlamca olumsuz)
Not2: Biçimde olumluher cümle, anlamca olumlu olmayabilir.
* Haydi bu işi yapabilirsen yap (yapamazsın ) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz cümle)
*Gel de bu işin içinden çık (Çıkamazsın) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz)
* Ne arayanım var ne de soranım (yok) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz)
Not3: Bir cümlede olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük tekse, o cümle biçimce de anlamca da olumsuzdur. Bir cümlede olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük iki tane ise o cümle biçimce olumsuz, anlamca olumludur.
*Hala yanıma gelmiş değil (gelmemiş) (Biçimce ve anlamca olumsuz cümle)
*Böyle yapmayın (Biçimce ve anlamca olumsuz cümle)
*Seni sevmiyor değilim (seviyorum) (Biçimce olumsuz, anlamla olumlu)
Not4: Ne …ne bağlacı biçimce olumlu anlamaca olumsuz cümle yapar
*Onu bundan sonra ne arar ne sorarım.
Not5: Soru cümleleri soru anlamı dışında olumlu- olumsuz anlamlar taşıyabilir.
*Bu havada sokağa çıkılır mı? (çıkılmaz)
*Bu havada sokağa çıkılmaz mı? (çıkılır)

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds, SBS-LGS-LYS-DGS

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

Sözcükte Anlam Özellikleri Ders Notları

SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ
1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM: Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Sözcüğü cümle içinde değil tek başına düşündüğümüzde aklımıza gelen ilk anlamıdır.
2) YAN ANLAM: Bir sözcüğün gerçek anlamdan kopmadan kazandığı ve benzerlik ilgisiyle gerçek anlama bağlılığı devam eden anlama denir.
3) MECAZ ANLAM: Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.
* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)
* Partide çektiğimiz bütün fotoğraflar yanmış. ( yan)
* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)
Yukarıdaki cümleleri ilkinde yanmak eylemi aklımıza gelen ilk anlamı yani maddenin, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olması anlamında kullanılmıştır. İkinci cümlede yanmak eylemi fotoğrafların bulunduğu filmin kullanılamaz duruma gelmesi, işlevini yitirmesi yönüyle ilk cümleyle benzerlik ilgisi taşımaktadır yani yan anlamda kullanılmıştır. Son cümlede ise yanmak eylemi gerçek anlamdan iyice uzaklaşmış kopma noktasına gelmiştir yani mecazlaşmıştır.
Aşağıdaki örnekleri inceleyelim.
* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)
* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)
* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)
* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)
* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)
* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)
* Evin aydınlık bir odasından karanlık bir odasına geçmiştik. (gerçek anlam)
* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık günler bizi bekliyor. (mecaz)
4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):Bilim sanat, spor, ya da çeşitli uzmanlık alanlarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.
* Nota müziğin anahtarıdır..
* Saatlerce ofsayt pozisyonu tartışıldı..
* Son derste açılar konusu işlendi.
* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.
NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.
* Son aramalarda bir hücre daha ortaya çıktı. ( terimlikten çıkma)
* Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.
(terimleşme)
DEYİM AKTARMALARI:
Aralarında çeşitli yönlerden ilgi bulunan iki şey arasında benzerlik ilişkisi yoluyla, birinin adını diğerine veren anlamlandırmaya deyim aktarması denir .
a.İnsandan-Doğaya
Kör kuyu, kel tepe, yorgun sarı yapraklar, hasta deniz…
b. Doğadan-İnsana
Zavallı adam, göz göre göre eriyip gitti.
Babam son olaydan sonra gürledi.
Sanatçı son konseriyle yine esti.
c. Duyular arsı aktarma
Oda sıcaktı; ama dışarıda tatlı bir rüzgâr esiyordu.
Ressam, tablolarında genellikle sıcak renkleri kullan­mış.
Keskin bir fren sesiyle irkildik.
YANSIMA SÖZCÜKLER:
Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.
* Bu köpek neden havlıyor?
* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.
* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.
* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.
* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.
SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Varlığını beş duyu organıyla algılayabildiğimiz kavramlar somut; beş duyu organımızdan hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık yürütme yoluyla kabul ettiğimiz kavramlar soyuttur.
* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)
* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )
- Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.
* annelik insanlık
NOT: Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.
* Hüzün, sonbaharda dökülen yapraktır.
* Yalnızlık , bir çiçektir.
* Sevgi, gökyüzünde kanat çırpan bir güvercindir.
* Arkadaşlık, kişiler arasında kurulan bir köprüdür.
* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.
* Vişne dallarında arzularımız, alnımıza konan bir öpücüktür.
NİTEL VE NİCEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan sözcüklere nitelik anlamlı sözcükler denir. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen ya da azalıp çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik anlamlı sözcükler denir.
* Az ileride birkaç kişi seni bekliyor. ( nicel )
* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim. ( nitel )
* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel, nicel)
* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )
UYARI: Bazı sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.
* Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )
* O iyi bir insandı. ( nitel )
* Bu soğuk havada bir de senin soğuk esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )
* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır.
( nicel, nitel)
GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı sözcükler denir. Tek bir varlığı karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.
* Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)
* Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)
* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )
* Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)
* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )
İKİLEMELER
Bir cümlede anlamı pekiştirmek, anlatımı güçlü kıl­mak ve yoğunlaştırmak için aralarında ses veya anlam bakımından ilişki bulunan iki sözcüğün beraber görev yapması ve yinelenmesiyle oluşmuş ve kalıplaşmış söz­cük öbeğine ikileme denir.
Anlamsal kuruluş yönünden ikilemeler:
İkilemeyi oluşturan sözcüklerin anlam özelliklerine göre oluşumları şunlardır:
1. Aynı sözcüğün yinelenmesiyle oluşur: Akşama kadar sokak sokak gezdik. Sabah sabah ne işiniz var burada? Kardeşim derdini anlata anlata bitiremiyordu.
2. Eş veya yakın anlamlı sözcüklerden oluşur: Günlerdir ses seda çıkmıyor çocuktan.
Kılık kıyafet konusunda çok hassastır müdürümüz. Başlarına gelenleri ağlaya sızlaya anlattı bana. Masayı ite kaka içeri soktuk.
3. Zıt anlamlı sözcüklerden oluşur: Çamurun içinde bata çıka gidiyorduk Ömürler geçiyor ağlaya güle.
Er geç benim dediklerimi kabul edeceksin. Kitabı baştan sona büyük bir ilgiyle okudum.
4. Biri anlamlı, biri anlamsız olan sözcüklerden olu­şur:
Yırtık pırtık elbiselerle ortada dolanıyor. Evdeki eski püskü eşyaları dışarı attım. Saçma sapan sözlerle beni oyalama.
5. İkisi de anlamsız olan sözcüklerden oluşur: Eften püften şeyler için kavga edilmez.
O kadar bekledikten sonra karşımıza eciş bücüş bir yaratık çıkmasın mı!
Satıcı istediğini alamayınca mırın kırın etmeye baş­ladı.
6. Yansıma sözcüklerden oluşur:
Kadın sevincinden şıkır şıkır oynamaya başladı.
İşlerimiz tıkır tıkır gidiyor.
Yukarıdan patır kütür bir gürültü duyuldu.
7. İkinci sözcüğü -m sesi ile oluşturulur: Eskici; al götür para mara istemez, dedi. Ben yokken sakın gideyim mideyim deme. Bu saatte yemek memek olmaz.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds, SBS-LGS-LYS-DGS

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

KPSS Hz. Muhammed Dönemi Savaş ve Seferleri Ders Notları

Hz. Muhammed Dönemi Savaş ve Seferleri

Hz. Muhammed’in katıldığı savaşlara “Gazve” katılmadığı savaşlara da “Seriye” denir.

1-Bedir Savaşı (624) Hicretten sonra Müslümanların Mekke de kalan mallarının yağmalanması üzerine savaş başladı.
Sonuçları:
- Müslümanlıların Mekkelilere karşı kazandığı ilk zaferdir.
- Esir alınan Mekkeliler on müslümana okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakıldı.
- Şam ticaret yollarının egemenliği, kısmen Müslümanların eline geçti. Uhut savaşına neden oldu.

2-Uhut Savaşı (625): Mekkelilerin Bedir savaşının intikamını almak istemesinden dolayı savaş yapılmıştır. Hz. Muhammed’in emirlerine uymayan okçular yenilgiye yol açtı. Böylelikle peygambere itaatin önemi ortaya çıktı. Savaş sonunda Yahudilerin bir kısmı Medine’nin dışına çıkarıldılar.

3-Hendek Savaşı (627): Mekkelileri Müslümanları yok etmek istemelerinden dolayı savaş çıkıyor. Müslümanlar Selman-ı Farisi’nin önerisi ile çevrelerine hendek kazarak savunma savaşı yapıyorlar. Savaş sonunda müşrikler yenilmişler ve böylece Müslümanları yok edemiyeceklerini anlamışlardır. Bu savaş Mekkelilerin Müslümanlar üzerine son seferidir. Bu savaştan sonra, Müslümanlar taarruza geçmiştir. Ayrıca savaştan sonra ilk İslam Hastahanesi kurulmuştur.

4-Hudeybiye Anlaşması (628): Hz. Muhammed hac vazifesini yapmak için Mekke’ye doğru hareket eder. Müşrikler peygamberimizi Mekke’ye almayarak Hudeybiye antlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşmanın önemi şudur :
- Bu anlaşma ile Mekkeliler ilk kez Müslümanları hukuken tanıdılar. Müslümanların aleyhine gözükse de sonra Müslümanların lehine sonuçlanmıştır.

5-Hayber’in Fethi (629): Medine den gönderilen Yahudilerin olumsuz faaliyetleri üzerine Hayber alınmıştır. Böylece Şam ticaret yolunun güvenliği sağlandı. Ayrıca Hayber Müslümanların ilk fethidir. İlk kez haraç alınmıştır.

6- Mute Savaşı(629): Bizansa karşı yapılan ilk savaştır.

7-Mekke’nin Fethi (630): Hz. Muhammed Mekkelilerin Hudeybiye Anlaşmasını bozması üzerine Mekke’yi fethetti. Böylece Mekke Müslümanların eline geçti. Kabe putlardan temizlendi. Mekke’nin fethi Arap Yarımadasında olacak fetihleri kolaylaştırmıştır.

8-Huneyn Savaşı (630): Mekke’den kaçan putperestlerin Taif Yahudileri ile birleşip Mekke’yi geri almak istemeleri sonucunda yapıldı. Savaşı sonunda Taif kuşatılmış ise de alınamamıştır. Ancak bir yıl sonra kendiliğinden teslim olmuştur.

9-Tebük Seferi(631): Bizans İmparatorunun Arabistan üzerine sefere çıktığı haberinin alınması üzerine bu sefer düzenlendi. Fakat asılsız olduğunu öğrenerek geri dönmüştür.Bu sefer Peygamberi- mizin son seferidir.

10-Veda Haccı ve Hutbesi (632) : Hz. Muhammed son kez Mekke’ye giderek onlara bir hutbe okumuştur. Arkasından Medine’ye dönen hz. Muhammed hayatını kaybetmiştir. Böylece dört halife dönemi başlamıştır.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

KPSS Dört Halife Dönemi(632-661) Ders Notları

Hz. Ebubekir Dönemi (632-634) :
- Yalancı Peygamberlerle, dinden dönenlerle, zekat vermeyenlerle mücadele edildi.
- Halifeye, devlet memurlarına maaş bağlandı.
- Kuran-ı Kerim kitap haline getirildi.
- İlk kez Arap yarımadası dışında fetihlere başlandı. Suriye ve Irak üzerine bir ordu gönderildi. Bizans ile Yermük Savaşını yaparak Bizans’ı yendi(634). Bu sefer Suriye’nin fethine ortam hazırladı.

Hz. Ömer Dönemi (634-644):
- Ecnadin Savaşıyla Suriye’nin Fethi tamamlandı. İran ile Kadisiye ve Nihavend Savaşları yapılarak İran alınmıştır. Dört halife dönemi içerisinde en çok fetihlerin yapıldığı dönemdir.
- Topraklar yönetim birimlerine ayrıldı.
- İlk kez divan kuruldu ve Kadılık sistemi oluşturuldu.
- İlk düzenli ordu kuruldu. “Ordugah” şehirleri kuruldu. İkta sistemi kuruldu.
- Devlet Hazinesi (Beytül Mal) oluşturuldu.
- Hicri Takvim ilk kez kullanılmaya başlandı.
- Hz. Ömer İranlı bir köle tarafından şehit edildi.

Hz. Osman Devri (644-656):
- Libya, Tunus fethedildi. Türkler ile savaşlar başladı. Kıbrıs vergiye bağlandı. İlk İslam Donan- ması Suriye valisi Muaviye tarafından kuruldu Bizans donanması ile ilk savaş yapılmıştır.
- İlk kez Kuran-ı Kerim çoğaltılmıştır.
- Hz. Osman’ın memurlukları kendi soyundan olan Emevilere vermesi üzerine, İslam dinideki ilk karışıklıklar ortaya çıkmıştır.
- Hz. Osman şehit edilmiştir.

Hz. Ali Dönemi(656-661) :
Cemel Vakası (Deve Olayı) : Hz. Talha, Zübeyir, Ayşe, Muaviye, Hz. Osman’ın katillerinin bulunmasında gevşek davranan Hz. Ali’nin halifeliğini tanımadılar. İki grup arasındaki mücadeleyi Hz. Ali kazandı. Mücadeleyi kazanan Hz. Ali Küfe’yi başkent yaptı.

Sıffın Savaşı ve Hakem Olayı : Hz. Muaviye, Hz. Osman’ın katillerini yakalama bahanesi ile harekete geçmiş bu olay Sıffın Savaşına neden olmuştur. Hz. Ali galip gelecekken mızrakların ucuna Kuran-ı Kerim yapraklarının takılması savaşın durmasına ve Hakem olayına neden olmuştur. Hakem olayından sonra Müslümanlar, Hz. Ali taraftarları, Hz. Muaviye taraftarları ve Hariciler olmak üzere üçe ayrılmıştır.
- Hariciler 661’de Hz.Ali’yi şehit etmişlerdir. Bu dönemde iç karışıklıklar çok olduğu için yapılan fetihler durmuştur. Böylece dört halife dönemi bitmiş Emeviler dönemi başlamıştır.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

KPSS Emeviler Dönemi(661-750) Ders Notu

Emeviler Dönemi (661-750)

- Hz.Ali’nin ölümü ile Muaviye’nin halifeliği kesinleşmiştir.
- Hz. Muaviye ölmeden önce oğlu Yezid’i halife ilan etmiştir. Böylece halifelik babadan oğla geçen bir saltanat haline dönüşmüştür.
- Yezid kendisinin halifeliğini tanımayan Hz.Muhammed’in torunu Hz.Hüseyin’i Kerbela’da öldürdü. Böylece Hz.Osman zamanında başlayan ilk karışıklık, Hz. Ali zamanında ilk ayrılıklara, Yezid döne- minde kesin ayrılıklara döndü.
- Halife Abdülmelik döneminde, ilk İslam parası bastırılmış ve Arapça resmi dil olarak ilan edilmiştir.
- Tarık bin Ziyad tarafından Kadiks Savaşıyla İspanya fethedilmiştir(711). Müslümanların Avrupa da ilerleyişi Puvatya Savaşında Franklara yenilmeleri ile durmuştur(732).
- Emeviler Arap milliyetçiliği yapmaları, halifelerin saraya kapanmaları, peygamber soyuna iyi davranmamaları yüzünden yıkılmışlardır.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

KPSS Abbasiler Devri(750-1258) Ders Notu

Abbasiler Devri (750-1258)

- İlk Abbasi halifesi Ebul Abbas Abdullah tır. Bu dönemde Çinliler ile Talas Savaşı yapıldı(751). Bu savaşta Türkler Arapları tutmuşlardır. Bu savaştan sonra Türkler Müslüman olmaya başladılar.
- Abbasiler, Emevilerin izlemiş olduğu Arap milliyetçilik politikasını terk ederek başka milletlere de devlet kademesinde yer vermeye başladılar. Özellikle Türklerle ilişkiler kurdular.
- Abbasilerin en parlak dönemi, Harun Reşit zamanıdır. Bu dönemde başkent Bağdat, Ortadoğu’nun en önemli kültür merkezi haline geldi.
- Harun Reşit’in oğullarından Me’mun ve Mu’tasım zamanlarında Türkler ile olan ilişkiler gelişti. Memun zamanında Türkler devlet kademesinde yer almaya başlamışlardır.
- Me’mun, Bağdat’ı koruma amacı ile Türk- lerden oluşan Semerra şehrini kurmuştur.
- Bizans sınırına yakın yerlerde Avasım şehirleri kurularak Türkler buralara yerleştirildi.
- Moğolların saldırıları sonucunda yıkıldılar

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

KPSS İslam Kültür ve Uygarlığı Ders Notu

İslam Kültür ve Uygarlığı

Devlet Yönetimi
- Medine de kurulan İslam devletinin başkanı Hz. Muhammed idi.
- Hz.Muhammed den sonra“Halifelik” makamı ortaya çıktı. Dört halife dev- rinde halifeler seçimle iş başına gel- diklerinden, bir nevi cumhuriyet vardı.
- Hz. Ömer zamanında ülke illere ayrılarak, illere valiler ve kadılar atandı.Hz. Ömer Divan Teşkilatının temellerini attı.
- Merkez önce Medine, Hz. Ali döneminde Kufe, Emeviler döneminde Şam, Abbasiler döneminde Bağdat olmuştur.
- Emeviler döneminde halifelik baba- dan oğula geçerek saltanat halini aldı.
- Emeviler, muhafız ve posta teşkilatı kurdular.
- Abbasiler döneminde vezirlik teşkilatı kuruldu.

Sosyal ve Ekonomik Hayat
- Hz. Ömer ilk defa devlet hazinesini kurdu(Beytül Mal). Hazinenin başlıca gelir kaynakları: Öşür, Haraç, Cizye vergileri, Zekat ve Sadaka, Ganimet, Hayvan sayısına göre alınan vergilerdir.
- İnsanların en önemli geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve ticaretti.

Din ve İnanış
- İslam dininin temeli Kuran-ı Kerim’dir.
- Hz. Ebubekir Kuran-ı Kerim’i kitap haline getirmiştir.
- Hz. Osman Kuran-ı Kerim’i çoğaltmıştır.

Yazı, Dil-Edebiyat, Bilim-Sanat
- Emevi halifesi Abdülmelik Arapçayı resmi dil ilan etti. Arapça zamanla gelişerek bilim ve kültür dili haline geldi. Mimari en çok Emeviler döneminde gelişti.
- Cabir İbn-i Hayyam, modern kimyanın kurucusu oldu. İbn-i Sina’nın Kanun adlı tıp kitabı yüzyıllarca Avrupa da ders kitabı olarak okutuldu.
- Eğitimde en önemli gelişme Abbasi- ler döneminde oldu. Halife Me’mun’un Bağdat’ta açtırdığı Beyt’ül ikme ilk yüksek öğretim kurumu oldu. Endülüs Emevileri’nde Kurtuba Medresesi Hıristiyan öğrencilerinde eğitim gördüğü bir yerdi.

Yazı Kategorisi Kpss - Ales - Kpds

Dokümanı Ekleyen admin on Kasım 14, 2011

2011-2012 4.sınıf  2.Dönem Yazılı Soruları 2011-2012 5.sınıf  2.Dönem Yazılı Soruları 2011-2012 6.sınıf  2.Dönem Yazılı Soruları 2011-2012 7.sınıf  2.Dönem Yazılı Soruları 2011-2012 8.sınıf  2.Dönem Yazılı Soruları Belirli Gün ve Haftalar Şiirleri Kitap Özetleri 23 Nisan Tiyatro Oyunu Metinleri Tiyatro Oyunu Metinleri Eğitim HaberleriSorgu Sayısı: 28 Yüklenme Süresi: 1,8441,844