Ana Sayfa » Deneyler ve Ders Notları » din kültürü teog 1. ve 2. ünite ders notu

                            8.SINIF DİN KÜLÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ –TEOG- 1  VE 2 ÜNİTE ÇALIŞMA KAĞIDI

KADER NEDİR: Evrende gerçekleşen olaylar bazı yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir, bu durum ALLAH’ın evrendeki bütün varlıklar için belirlediği bir kader olduğunu açıkça göstermektedir. Öyleyse ‘’KADER’’:Yüce ALLAH’ın evrene koyduğu ölçü ve düzene verilen addır.Diğer bir tanımı ise kader:Allah’ın ezelden(önceden) olacak olan her şeyi belli bir plana göre, proğrama göre yaratmasına ‘’Kader’’ denir.Ör:Dünyanın kendi etrafındaki dönüşünü 24 saatte tamamlaması ve gece gündüzün oluşması, elma ağacının elma vermesi, doğurganlık özelliğinin kadınlarda olması, sadece insanın aklın ve düşünebilme yeteneğinin verilmesi

KAZA NEDİR: Allah’ın önceden takdir ettiği şeylerin zamanı geldiğinde ortaya çıkmasına kaza denir. Ör:Karanlığın kaybolup, gündüze kavuşmaya başladığı zaman doğudan, GÜNEŞİN DOĞMA ANI(Gökyüzünün ve çevremizin dünyanın kendi etrafında dönmesi sonucu karanlıktan sıyrılıp aydınlanması, yani gündüzün  ortaya çıkması) , anne karnında 9 ay 10 gün bekleyen bebeğin zamanı geldiğinde doğması( BEBEĞİN DOĞMA ANI), Elma ağacının vakti zamanı geldiğinde (Yazın veya sonbaharda) elma vermesini kazaya örnek verebiliriz.Fındık ağacının

EVRENDEKİ YASALAR: Fiziksel Yasalar, Biyolojik Yasalar, Toplumsal Yasalar,

FİZİKSEL YASALAR NEDİR: Maddenin yapısını, değişimini,madde ve enerji oluşumunu,maddenin hareketini, maddeler arası ilşkileri deney ve gözlem sonucu ortaya koyan ve aynı şartlar altında sonuçları değişmeyen yasalara FİZİKSEL YASALAR denir.Bu yasalar çok sayıda deney gözlem ve inceleme sonucu ortaya konulmuştur. ÖR:Suyun sıfır basınç altında yani deniz hizasında; 100derecede kaynaması,ısınan metallerin genişlemesi,suyun kaldırma kuvveti sayesinde gemilerin yüzmesi, gece ve gündüzün dünyanın kendi etrafında dönmesi sonucu gerçekleşmesi

BİYOLOJİK YASALAR NEDİR: Canlıların yapısı,üremesi,solunumu beslenmesi,büyümesi ve gelişmesindeki ölçü ve düzeni, neden sonuç ilişkisi içinde inceleyen yasalara ‘’BİYOLOJİK YASALAR’’ denir. ÖR:Etle beslenen hayvanlar ile otla beslenen hayvanların çene yapısının farklı olması,sıcak iklime dayanıklı olan devenin vücudunda su depolayarak günlerce yürüyebilmesi, kutuplarda yaşayan tilkinin çevresine uyum sağlayabilmesi için kürkünün beyaz olması, suda yaşayan balıkların(Yunus yada balina hariç) solungaç sistemine sahip olması, bitkilerin fotosentez yapması, hücrenin bölünmesi, çoğalması, vücudun dolaşım ve boşaltım sistemi gibi canlı yaşamıyla ilgili birçok örnek verebiliriz.

TOPLUMSAL YASALAR NEDİR: İnsanlar arasındaki ilişkileri, etkileşimleri bu etkileşim sonucu toplumda meydana gelen olayların nedenini ve sonucunu inceleyen yasalara toplumsal yasalar denir. ÖR:Toplumsal etkileşimin çoğunlukla olumlu yönde olduğu toplumlarda sürekli ilerleme ve huzur ortamı görülür. Ama, toplumsal etkileşim olumsuz yönde olursa toplum ilerleyemez ve huzursuzluk, karmaşa, kaos meydana gelir bu da toplumun geleceğini tehlikeye sokar. ÖR: Eğitim düzeyinin yüksek olduğu, çalışmaya ve dürüstlüğe önem  verilen toplumların daha fazla ilerlemeye, medeniyete, ve refaha sahip olması, hoşgörünün sevgi ve saygının olduğu toplumlarda; huzurun, birlik ve beraberliğin daha çok olması, Adaletin olmadığı, eşitsizliğin olduğu toplumlarda barışın ve huzurun olmaması

İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SORUMLULUĞU (CÜZ-İ İRADE) NEDİR: İnsan davranışlarına özgür iradesi(cüz-i irade yani kısıtlı irade) ile yön verebilir. Ancak insan her ne kadar özgür irade sahibiyse de sınırsız bir özgürlüğe ve her şeyi yapma gücüne sahip değildir. (İnsan iradesiyle, doğum ve ölüm tarihlerini belirleyemez. Anne babasını,cinsiyetini, kardeşini, ırkını ten rengini, göz rengini seçemez) Sınırları Allah tarafından çizilmiş bir alanda(Başkalarının haklarını ihlal etmemek kaydıyla) kendi iradesiyle, çevresinde istediği gibi hareket edebilir. İnsanın sınırları çizilmiş bu kısıtlı iradesine CÜZ-İ İRADE denir. İrade sahibi olmakla yani özgürlükle, sorumluluk arasında sıkı bir ilişki vardır. Sorumlu olmak kişinin kendi davranışları veya yetki alanına giren olayların sonuçlarını üstlenmesi demektir.İnsanın en büyük sorumluluğu bir kul olarak; Allaha karşı olan sorumluluğudur.Anne babasına, komşularına, ailesine, akrabalarına çevresine karşı sorumlulukları vardır. İnsan ancak aklı ve iradesiyle seçerek yaptığı davranışlardan sorumludur. (Günahından da sevabından da sorumludur). Hiç bir özgürlük başka birisinin özgürlüğüne, hakkına, hukukuna , insanca yaşamasına engel olmamalı, zarar vermemelidir.

KÜLL-İ İRADE NEDİR: Allahın her şeyi kapsayan iradesine, sonsuz ve sınırsız yapabilme ve dileyebilme gücüne denir.(Sadece Allah’a aiddir) Çünkü Allah sonsuz, sınırsız, her şeyi yapabilen,  güç ve kuvvet sahibidir. O’na hiç bir şey zor gelmez

‘’ALLAH BÖYLE YAZMIŞ, ALIM YAZIM BUYMUŞ, BEN KADER MAHKUMUYUM DEMEK  DOĞRU BİR ŞEY Mİ?

Bazı insanların başlarına gelen olumsuzlukları kadere bağlamaları doğru değildir. Çünkü insanın verdiği kararlar yaptığı işler kendi tercihidir. Allah insanın tercihi doğrultusunda o işi yaratır. İnsan; iyi ya da kötü iş yapmaya kendisi karar verdiği için yaptıklarından sorumludur.İnsan ‘’Ben kader mahkumuyum, alın yazım buymuş,Allah böyle yazmış’’ gibi kaderi yanlış yorumlayarak, **Özgür iradesini, dileyebilme gücünü **dikkate almayarak sorumluluktan kurtulamaz. ÖR: Sınava yeterince çalışmayan öğrencinin zayıf not almasını, başarısızlığını ‘’Alım yazım buymuş diyerek’’ kadere bağlaması doğru bir şey değildir. Böyle bir kader anlayışı: Hatasını, tembelliğini, umursamazlığını ya da yeterince  sınava hazırlanmamasını’’görmezden gelmek, suçu kendinde değil; başka yerde aramak demektir.

SORUMLULUK NEDİR: Kişinin kendi davranışları veya yetki alanına giren olayların sonucunu üstlenmesine sorumluluk denir

İNSAN KADERİ NASIL ANLAMALI, KADERİN EVRENDEKİ YASALARLA İLİŞKİSİ NEDİR: Dini bir terim olarak kader:’’ Allah’ın sonsuz bilgisiyle, olacak şeylerin zamanını, yerini ve niteliklerini önceden bilmesi ve takdir etmesidir’’. Başka bir ifade ile kader:’’Bir işin planı ve programıdır.’’ÖR: İnsan temizliğine dikkat etmez yeterli ve dengeli beslenmez, sigara, içki ve zararlı maddeler kullanırsa, sağlığını, hatta hayatını tehlikeye atmış olur. İşte bu biyolojik bir sonuçtur.(Biyolojik yasayla ilgilidir)

Başka bir örnek ise: Kişi hakkını savunacağım diye, çevresine zarar verirse, masum insanların canına, malına kast ederse, haklı olduğu meselede, haksız duruma düşer ve bu durum, toplum tarafından kabul edilmez, ayıplanır ve cezalandırılır. Bu da toplumsal bir sonuçtur.(Toplumsal yasa ile ilgilidir).İnsanın başına gelen olumsuzluklar, kendi sorumluluğundadır. Bu durum Kur’an’da: **Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir**ifadesiyle dile getirilmiştir. Allah olayların ve varlıkların bağlı olduğu yasayı belirlemiştir. Akıllı bir varlık olan insan evrendeki bu yasaları kavrayabilir ve bu yasalara uygun bir şekilde iradesiyle, özgürlüğü oranında hayatını sürdürür. İnsan; akıllı, irade sahibi ve özgür bir varlık olması sebebiyle davranışlarından sorumludur.Sonuç olarak hayatta karşılaşılan olumlu ya da olumsuz her durumda insan iradesinin ve özgürlüğünün önemli bir etkisi vardır.

İNSANIN ÇABASI EMEK VE RIZIK NE DEMEKTİR: İnsanın bir amaca ulaşması bir yarar elde etmesi için zihinsel ve bedensel olarak çaba sarf etmesine ‘‘Emek’‘ denmektedir. RIZIK ise:Yüce Allah’ın canlılara yiyip,içmek ve yararlanmak için verdiği her şeye denir.Rızkı elde etmek için çok çalışmalı emek harcanmalıdır. Onurlu ve üstün bir varlık olan insan, tembellik etmemeli ve başkalarına yük olmamalıdır. Çalışmadan gayret göstermeden karşılık bekleyemeyiz. İslam dini tembelliği ve başkalarının sırtından geçinmeyi hoş görmez.İslam dini çalışıp emek harcamayı, gelir elde etmeyi emreden bir dindir.

Çalışan emeğinin karşılığını muhakkak alır. Bu durum Kur’an’da:’’Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.’’ Şeklinde belirtilmiştir. Başka bir ayette ise:’’Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için gerekli geçim vasıtaları yarattık’’ buyurularak, ancak çalışıp çaba göstererek, emek harcayarak RIZIK elde edebileceğimiz  bizlere hatırlatılmıştır.

DÜNYA HAYATININ SONU: ECEL VE ÖMÜR NE DEMEKTİR: Canlılara verilen ,yaşam hayat süresine ÖMÜR denir.(Her  canlıya ayrı bir ömür yani yaşam süresi verilmiştir).Hayatın son bulmasına ölüm vaktinin gelmesine ise ECEL denir.Her canlı dünyaya gelir, belirli bir süre yaşadıktan sonra ölür. Kur’an-ı Kerim de:’’Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz(Hesap vermek için)’’ buyrularak ömür ve ecele bunu yanında hesaba dikkat çekilmektedir.

ALLAH’A GÜVENMEK: TEVEKKÜL NE DEMEKTİR: Kişinin; bir iş için gerekli tedbirleri alıp, elinden gelen çabayı, çalışmayı, emeği gösterdikten sonra işin sonucunu  Allah’dan beklemesine TEVEKKÜL  denir. Tevekkülde, tembelliğe, tedbirsizliğe, ciddiyetsizliğe yer yoktur. Tevekkül ancak; çalışmayla, çaba göstermeyle ve o iş gerekli olan bütün tedbirlerin alınmasıyla olabilir. ÖR:Devesini bağlamayıp salıveren ve Allah’a tevekkül ettim diyen bir kişiye, Sevgili Peygamberimiz:’’Önce deveni bağla sonra Allah’a tevekkül  et’’ diyerek uyarmıştır.Sınava girecek öğrencinin sınava iyi bir şekilde çalışması tevekküldür. İş yerlerinde, inşaatlarda, kömür madenlerinde çalışanların ve iş yeri sahiplerinin güvenlik tedbirlerini alması tevekküldür. Demek ki önce elimizden geleni yapmalı sonrada Allah’a tevekkül etmeliyiz. Yapacağımız bir iş için bütün gücümüzle çalışıp elimizden geleni yaptıktan sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.

Ayete’l  Kürsi’de  Ne Anlatılmaktadır: Ayete’l Kürsi Bakara suresinin 255. Ayetidir. Bu ayet Allah’ın yüce sıfatlarını, eşsiz kudretini,sonsuz ve sınırsız güç ve kuvvetiyle her şeyin hakimi olduğunu  konu edinir. içinde ”Kursi” kelimesi geçtiği için bu ayete ”Ayete’l Kürsi” denilmiştir. Kürsi, Allahın sonsuz gücü kudreti ve hükümdarlığı anlamına gelir. Yalnızca Allah’dan istenir ve medet umulur.

ALLAH HERŞEYİ BELLİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR: Evrende yer alan canlı cansız tüm varlıklar eşsiz bir uyum ve düzen içindedir. Her varlığın bir amacı vardır. Evrendeki hiçbir varlık tesadüfen ve amaçsız yaratılmamıştır. Evrende gerçekleşen olaylar bazı yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu durum ALLAH’ın evrendeki bütün varlıklar için belirlediği bir kader olduğunu açıkça göstermektedir. Öyleyse Kader, Yüce ALLAH’ın evrende koyduğu ölçü ve düzene verilen addır. Örnek verecek olursak; uzayın ortalama ısısı eksi 270 derecedir. Bu ısıda insanın ya da herhangi bir canlının yaşaması imkansızdır. Dünyamızın ortalama ısısı ise 15-20 derece arasındadır. Dünyada canlı hayatına uygun ısının oluşması ve korunması güneş ve dünya arasındaki uzaklığın adeta matematiksel hesapla hesaplanmış gibi  ALLAH’ın her şeyi belli bir ölçüye göre yaratmasıyla ilgilidir.

ZEKAT VE SADAKA İBADETİNİN, YARDIMLAŞMANIN BİREYSEL VE TOPLUMSAL YARARLARI NELERDİR: Zekat ve sadaka verilen toplumda yoksulların ihtiyaçları giderilmiş olur, karşılıklı sevgi ve saygı bağları gelişir, yardımlaşma ve dayanışma güçlenir.Toplumun barışına ve birlik, beraberliğine  katkı sağlar. Zekat ve sadaka veren kişi  mutlu ve huzurlu olur, malının şükrünü yerine getirir, cimrilik ve bencillik hastalığından kurtulur, kendini ALLAH’a yakın hisseder. Toplumda zengin ve fakir arasındaki ayrışma azalır kin ve nefret duygularından arındır, insanlar birbirine hoş görüyle bakar

ZEKAT NEDİR: Temizlenme, temizleme anlamına gelir. İslam’ın beş şartından biri olan zekat; mali bir ibadettir.Dinen zengin olan, nisap miktarı, altın ya da altına eşdeğer parası olan müslümanların, her yıl mallarından 40/1ni fakirlere dağıtmasına Zekat denir. Zekat vermek ”Farzdır”. Zekat hicretin 2. Yılında Medine’de farz kılınmıştır.

NİSAP MİKTARI NE DEMEKTİR, NE KADARDIR:  Dinen zenginlik ölçüsüne nisap denir. Nisap miktarı ise 80.18 gr. altın, altına eş değer para ya da mala sahip olmak zenginlik ölçüsüdür.

SADAKA NEDİR: Karşılıksız, ALLAH rızası için fakirlere yapılan yardıma ve her türlü iyilik ve iyi davranışa sadaka denir. ÖR: Fakirlere yapılan her türlü maddi ve manevi yardım, insanlara tebessüm etmek, komşularımızı kırmamak, selam vermek, yoldan insanlara ve hayvanlara eziyet veren şeyleri kaldırmak, köprü, yol, okul, çeşme, cami yaptırmak ya da yapılmasına yardımcı olmak .   Sadaka vermek ”Sünnettir”. Sadaka vermek sıkıntı ve musibetlere karşı korunmamıza yardımcı olur.

SADAKA-İ CARİYE NEDİR: Öldükten sonra da amel defterimize sevap yazdıran sadakaya denir .Ör: Çeşme yaptırmak, okul yaptırmak, cami yaptırmak, köprü yaptırmak, ilim adına kitaplar yazmak

FİTRE (SADAKA-İ FİTR) NEDİR: Ramazan ayında maddi durumu iyi olan Müslümanların ALLAH’a bir şükür borcu olarak fakirlere vermesi gereken sadakaya; sadaka-i  fitr  yada fitre denir. Fitre vermek ”Vaciptir” yani ,yerine getirilmesi, yapılması  gereken bir ibadettir.

YARDIMLAŞMA KURUMLARIMIZDAN KIZILAYIN GÖREVLERİ:1-Kızılay: Amacı, Deprem ,sel, yangın, çığ gibi doğal afetlerde, afetzedelere destek olur.Zor durumlarda kalanlara yiyecek,içecek, giysi, battaniye, çadır vb. yardımlarda bulunur.İhtiyaç duyulan yerlerde hastaneler açar.Kurmuş olduğu kan bankası aracılığıyla kan bulma hizmetlerini yürütür.Gerekleri yerlerde aş evi açarak yoksullara ücretsiz yemek dağıtır.

VAKFE NE DEMEKTİR: Durmak demektir. Kurban bayramından bir gün önce yani arafe günü Mekke’nin doğusunda bulunan  Arafat dağında  güneş tam tepe noktasına gelip batıya yönelmesi ile beraber başlar ve güneş batıncaya kadar Arafat dağında beklenilir. Arafat’ta Vakfe Yapmak, bütün insanların mahşerde toplanmasını, ilahi mahkemenin kurulmasını, hesabın verilmesini temsil etmektedir.

 

                                                                                                        ” İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin

                                                                                                         Ne mezarlıkta ölüye okunmak, ne fal bakmak için”