15 Temmuz Demokrasi Zaferi Şiirleri | Öğretimhane - Öğretimhane

15 Temmuz Demokrasi Zaferi Şiirleri

BU VATAN KİMİN

 

Bu vatan, toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır;

Bir tarih boyunca, onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir…

 

Tutuşup: kül olan ocaklarından,

Şahlanıp: köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gaza bayraklarından,

Alnına ışıklar vuranlarındır…

 

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır…

 

İleri atılıp sellercesine,

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir…

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan:

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı bir yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir…

 

Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,

Bu sevgi bir kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil,

Topun namlısında görenlerindir…

 

Orhan Şaik Gökyay

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NASIL UNUTULUR Kİ 15 TEMMUZ GECESİ!

 

Nasıl unutulur ki, Onbeş Temmuz gecesi;

O gece ezanların Arş’a yükseldi sesi.

                        Tarihinde görmedi, millet böyle bir zulüm;

                        Allah’a yemîn etti : “Ya istiklâl, ya ölüm !”

O gece başkomutan, Recep Tayyip Erdoğan,

Sarsılmaz îmânıyla, doğuştan asker doğan.

                        Bir îmân ki; dünyada nasip değil her kula;

                        Görünmez ordularla inmişti İstanbul’a.

Bir millet ki; zilleti boğuyordu o gece;

Güneş değil, güneşler doğuyordu o gece.

                        An be an, mûcizeler yağıyordu semâdan;

                        Gökler sarsılıyordu, Hakk’a hamd ü senâdan.

Bir millet ki; aslına dönüyordu o gece;

İhânet yangınları, sönüyordu o gece.

                        Bir millet ki; cinneti kökünden kazıyordu;

                        O gece destan değil, destanlar yazıyordu.

Nasıl unutulur ki, Onbeş Temmuz gecesi;

Şühedâ kanlarıyla, yazıldı her hecesi.

                        O gece seksen milyon, tek bedende birdiler,

                        Şehitler köprüsünde, öldükçe dirildiler.

O gece sanki Bedir, tekrar yaşanıyordu;

Semâlarda melekler, silah kuşanıyordu.

                        Sanki bayramdı o gün, gülüyordu her ölen;

                        İkinci bir istiklal savaşıydı bu şölen.

Ebâbiller taşlarken, o çelikten filleri;

Akıyordu göklerden, halka nusret selleri.

                        Ayaktaydı vatanın her köyü, her bucağı,

                        Nârı, nûrla söndürdü, o “peygamber ocağı”.

And içiyordu millet, ölümü öldürmeye,

Ay yıldızlı cânâna, canlarını vermeye.

                        Yeter ki; nazlı hilâl, çehresini çatmasın,

                        On beş temmuz güneşi, ebediyyen batmasın.

Ölümü öldürdükçe, bu milletin neferi;

Yazacaktır tarihler, daha pek çok zaferi.

                        Dünya şunu bilsin ki; doğan her güneş batar,

                        Bu güneş batmayacak, tâ ki mahşere kadar.

 

                                                                                  Cengiz NUMANOĞLU

 

 

 

 

ŞEHİT EVLAT İÇİN AĞIT

 

Ey aslan bakışlım, canım ciğerim

Dinmiyor ağıtım bitmez feryadım

Gözüm bulut olmuş sana yağarım

Bugün yine sana geldim evladım

 

Sen benim kuzumsun vatan yiğidim

Sen aslan parçası koca dağ idin

Mezarın başında yanar ağıtım

Bugün yine sana geldim evladım

 

Sen de vatan için canın vermişsin

Hayatın ortaya koyup sermişsin

Sen şehitlik rütbesine ermişsin

Bugün yine sana geldim evladım

 

Kardeşin duruyor hemen yanımda

‘Bu vatan aşkı var’ diyor kanımda

Yavrum yaşıyorsun sen her anımda

Bugün yine sana geldim evladım

 

Güllerle donattım mezar taşını

Döktüm toprağına gözüm yaşını

Kuzum aç gözünü kaldır başını

Bugün yine sana geldim evladım

 

 

Hürdemi Nevzat Bayramoğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEN BU VATAN İÇİN ŞEHİT OLDUM ANA

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana

Basma ne olur yüreğine mezar taşlarını

Ağlayıp da güldürme düşmanlarımı

Yolma sakın o ak düşmüş saçlarını

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana

Yurdumda gezdirmesinler diye kirli ellerini

Kirletmesinler benim vatanımı

Gerçekleştirmesinler düşmanlarım emellerini

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana

Bizim için şehit olanlar gibi, Sakarya’da

Benim gibi, canı pahasına direnenler

Destan yazmadı mı Çanakkale’de, Kütahya’da?

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana

Almadı düşmanımın bin kurşunu bedenimden canımı

Yurduma ihanet edenin değerse bir kurşunu

Akıtıverir o zaman bu yaramdan kanımı

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana

Şu yurdumun her karış toprağında

Tomurcuk tomurcuk sevgi gülleri açsın diye

Kelebekler uçsun konsun diye her bir yaprağında

 

 

Hasan Yüksel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VATAN DESTANI

 

O kadar dolu ki toprağın şanla,

Bir değil, sanki bin vatan gibisin.

Yüce dağlarına çöken dumanla

Göklerde yazılı destan gibisin.

 

Hep böyle bulutlar içinde başın,

Hilâli kucaklar her vatandaşın.

Geçse de asırlar, tazedir yaşın,

O kadar leventsin, fidan gibisin.

 

Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,

Her dalın bir yay ki zümrüt okundan

Müjdeler fısıldar Ergenekon’dan:

Bu sese gönülden hayran gibisin.

 

Ey bütün cihana bedel Türkeli,

Açtığın cenklerin yoktur evveli.

Tarih bir nehir ki coşkundur seli.

Sen ona nisbetle, umman gibisin.

 

Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün,

Bir yandan cefalı bir ömür sürdün,

Fakat ne derece ezildinse dün.

Şimdi gene tunçtan kalkan gibisin.

 

Bir insan nihayet kemikle ettir,

Bu et bu kemiğe can, hürriyettir.

En büyük hürriyet Cumhuriyet’tir,

Demek şimdi sen bir cihan gibisin.

 

Ey ana toprağı, ey Anadolu,

Açıldı önünde terakki yolu.

Hamdolsun her yanın bereket dolu,

Cennette bir yeşil meydan gibisin.

 

Yeni bir ay ördün al bayrağına,

Girdin en sonunda irfan bağına,

Medeni hayatın nur ırmağına

Ezelden susamış ceylan gibisin.

 

Halit Fahri Ozansoy

 

ZAFERDEN DÖNENLERİN TÜRKÜSÜ

 

Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,

Düşman kanıyla sildik palamızın pasını…

Yeniden çizmek için vatan haritasını

Hep ateşten ve kandan bir sahneye çevirdik

Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

Anneler, ağlamayın dönmeyenlerinize,

Yurda saldıranları getirdik işte dize.

Şu dağların üstünden yol ararken denize

Çöktü hücumumuzdan düşmanla dolu dağlar,

Gökler genişleyerek denizler geldi bize.

Biz, taze kanların hürriyete katan

Bir nesliz, ülkemizde biziz biricik sultan,

Tan yeri nur alıyor gururlu alnımızdan,

Karşımıza çıkmayın başı dumanlı dağlar,

Bizden zafer müjdesi bekliyor anavatan.

 

Kemalettin Kamu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAYRAK

 

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar!

Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı…

Yüksek yerlerde açan çiçeğim;

Senin altında doğdum,

Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;

Yer yüzünde yer beğen:

Nereye dikilmek istersen

Söyle seni oraya dikeyim!

 

           Arif Nihat Asya

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAYRAK TÜRKÜSÜ

 

Al bayrağı göklerde tutan ellerimizdir,

Bayrak ki bizim sönmeyecek tanyerimizdir,

Her duygudan üstündür onun sevgisi bizde,

Bir sönmez ateştir o, yanar benliğimizde.

Yıllarca savaştık hep onun verdiği hızla.

Sevdik ve yaşattık onu biz varlığımızla…

Yandıkça onun gölgesi altında alınlar.

Her gün yeni illerde ilerledi akınlar.

Doğmuştur o bayrak güneşin doğduğu yerden.

Gözler açılırken ve şafaklar uyanırken.

Bir pembe seherdir o, bu yurdun üzerinde,

Korkunç geceler gizlenemez gölgelerinde.

Al bayrağı göklerde tutan ellerimizdir,

Bayrak ki bizim sönmeyecek tanyerimizdir.

 

Munis Faik OZANSOY

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DEMOKRASİ ŞEHİTLERİNE

 

 

Sen vatan kahramanı, demokrasi şehidi
Yine bir tarih yazdın dünya bunun şahidi
Bir mucize yarattın 15 Temmuz gecesi
Can verdin vatan için yoktu bunun ötesi

O nasıl bir yürek ki, binlerce tanka bedel
Ölüm bile vız geldi, utandı senden ecel
Seninle gurur duydu Boğaziçi Köprüsü
Yeniden dile geldi Çanakkale türküsü

Seninle nöbette bak bu ülkenin tamamı
İşte böyle kutlanır demokrasi bayramı
Şimdi daha şanlı bak ay yıldızlı bayrağın
Ey şehit oğlu şehit önderisin her çağın

Yıldızları yağdırsak azdır senin üstüne
Bak adını nakşettik gönlümüzün büstüne
Şehitler asla ölmez ölümsüz her biriniz
Bil ki mahşere kadar kalbimizde yeriniz.
.

 

                                                                      Ahmet Selçuk İlkan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU VATAN BİZİM

 

Destanın şanlı oğlu Oğuz bizim,

Çaldıranı toz eden Yavuz bizim,

Yürüdük tankların tam üzerine,

Çocuklar rahat olun, Temmuz bizim.

 

 

Cumhurbaşkanım emretti : “sokağa çıkın”

Cesaret devini göğsüne takın,

Şu koşan nineye, dedeye bakın,

Çocuklar rahat olun, Temmuz bizim.

 

 

Köprüler tutulmuş maşa ellerce,

İnsanlar sokağa aktılar sellerce,

Türküler söylenir kalır yıllarca,

Çocuklar rahat olun, Temmuz bizim.

 

 

Şanlı bayrak elde gider hainin üstüne,

Ya kuzgun leşe der, ya devlet başa,

Millet bir oldukça yok telaşa,

Çocuklar rahat olun Temmuz bizim, bu vatan bizim.

 

Şair : Ekrem CİNOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

15 TEMMUZ DEMOKRASİ MARŞI

 

15 Temmuz gecesiydi hava sıcaktı,

Bir ihanet kalkışması ülkeyi yaktı.

Gün bugündü, bütün millet ayağa kalktı,

Çoluk çocuk ihtiyar genç sokağa aktı.

 

Demokrasi darbe yemiş, şaşkındı millet,

Ya özgürlük bundan sonra, ya da zillet.

Milyonların ayak sesi titretti yeri,

Elde bayrak, dilde tekbir koştu ileri.

 

Demokrasi destanında şahitler biziz,

Bir ölünce bin dirilen şehitler biziz.

Başkomutan emir verdi : “inin meydana”

Sahip çıkın al bayrağa, aziz vatana.

 

Serden geçtik vatan, millet, Allah aşkına

Bütün dünya bunu görüp döndü şaşkına.

Başkomutan emir verdi : “inin meydana”

Sahip çıkın al bayrağa, aziz vatana.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

15 TEMMUZ MARŞI

 

Karanlık bir gece, kanlı ve derin

Ateşle boyandı yüzü göklerin

Şehitler bağrına uzandı yerin

Zamanın nabzında atan bizimdir

İhânet onların, vatan bizimdir

 

Müjde verenleriz, korkutan değil

Yurda kardeş kanı akıtan değil

Namluyu millete doğrultan değil

Tankların altına yatan bizimdir

Esâret onların, vatan bizimdir

 

Hıyânet zehrini akıtmış dile

Şeytan’ı aldatır bu kahpe hîle

Görmedi insanlar tarihte bile

Bayrağı göğsünde tutan bizimdir

Dalâlet onların, vatan bizimdir

 

Tuzak kuranlara tuzak kuruldu

Zulümle örülen zincir kırıldı

Ülkeme yeniden mühür vuruldu

Sevdayı toprağa katan bizimdir

Nedâmet onların, vatan bizimdir

 

Bizimdir ufukta büyüyen yollar

Bizimdir diriliş bekleyen yıllar

Semâya uzansın duâlı eller

Doğan güneş bizim, batan bizimdir

Sefâlet onların, vatan bizimdir

 

Nurullah GENÇ

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ