ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

 

DİĞER İÇERİKLER


Sponsorlu Baglantilar

1 aralık dünya aids günü hakkında bilinmesi gerekenler

Ana Sayfa » Belirli Gün ve Haftalar » Dünya AIDS Günü » 1 aralık dünya aids günü hakkında bilinmesi gerekenler
Sitemize 01 Aralık 2015 tarihinde eklenmiş ve kişi tarafından ziyaret edilmiş.

1 ARALIK DÜNYA AIDS GÜNÜ

 

1 Aralık Dünya AIDS günü ve izleyen günler hastalığın işlendiği bir hafta olarak anılıyor. Dünya için giderek önemli bir tehlikeye dönüşen ve 22. Yüzyılla birlikte Afrika başta olmak üzere geri kalmış ülkelerde ortalama yaşam süresinin 30’un altına düşebilme beklentisinden olsa gerek ülkemizde de konu ilk kez ciddiyetle ele alındı.

Tarih boyunca her yüzyılın kendine has bir salgına tanıklık ettiğini görüyoruz. Christopher Colombus Amerika’dan döndükten hemen sonra Fransız ordusu Napoli’yi işgal edince şehir bir salgına yakalanmıştı. Fransızlar buna Napoliten Hastalığı, İtalyanlar ise Fransız Hastalığı adını vermişlerdi. Aynı yıllarda benzer bir salgın Kuzey Hindistan’da da görülmüş, bu kez Müslümanlar Hinduları, Hindular da Müslümanları suçlamaya başlamışlardı. Ama çok kişi Frenginin Avrupa’ya Colombus’un gemileriyle ulaştığını söylüyordu. Frengiye yakalananlar tarih boyunca lanetlendiler. Ne de olsa cinsel ilişki ile bulaşan bir hastalıktı. Etken olan mikrobun belirlenmesi için 20. Yüzyıl beklenecekti.

18. yüzyılda beliren Tüberküloz, tamamen aşağı sınıfın hastalığı olarak bilindi. 19. yüzyılda Yahudilerin bu hastalığa genetik olarak dirençli olduğu iddia ediliyordu.
Yine o yıllarda ortaya çıkan Gut Hastalığı ise yüksek sınıfın bir rahatsızlığıydı. Kolera ise Asya’nın Avrupa’nın başına bela ettiği bir hastalıktı. Tamamen geri kalmış toplumlarda görülüyordu.

20. yüzyıl başlarında beliren Kanser ise sigara ile oluşmaktaydı. Dolayısıyla sigara içenler toplum için birer hastalık kaynağıydı. Hitler Kanserin Ari ırkı zedelemek için özellikle oluşturulmuş bir hastalık olduğunu bile iddia etti.

1980’lerde ortaya AIDS çıktı. Önceleri bir çeşit homoseksüel hastalığı olarak biliniyordu. Kökeni Afrika’lılar veya Haiti’lilerdi. Allah’ın günahkarlara verdiği bir ceza olmalıydı. Ama hastalık Amerika ve Avrupalıların da başına bela olunca işin rengi değişti. Yine dünyayı kurtarma görevi onlara düştü. Dünya Sağlık Örgütü AIDS için seferber edildi ve Ocak 1999’da ‘Hangi ülkeden gelmiş olursa olsun HIV/AIDS ile yaşayan insan sınır dışı edilemez, aşağılayıcı muamele ya da ayrımcılık uygulanamaz’ diye deklarasyon bile yayınladı. 2002 Raporunda ise her gün 6000 yeni gencin bu hastalığa yakalandığı ve bu yıl toplam 68 milyon yeni hasta beklendiği belirtildi. Halen dünyada 40 milyon kişinin HIV (+) olduğu ve %95inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

AIDS hakkında kısa bir bilgi verelim:

AIDS sözcük anlamı olarak edinsel (sonradan kazanılmış-doğumsal olmayan) bağışıklık yetmezliği sendromu demek oluyor. Bu hastalıkta vücudun bağışıklık sistemi tamamen çöküyor. Bağışıklık sistemi vücudu başta enfeksiyonlar olmak üzere çeşitli hastalıklara karşı koruyan bir yapı olduğu için, kişide yaşamı tehdit eden hastalıklar ortaya çıkmaya başlıyor. Hastalık etkeni HIV virüsü. Enfeksiyon oluştuktan sonra kan tetkiklerinde bu virüse karşı gelişmiş antikorlar aranıyor. Maalesef hastalığa yakalanmış bir kişi hiç bir belirti olmasa da diğer kişilere bulaştırabiliyor.
Belirtiler olarak aşırı kilo kaybı, ciddi akciğer enfeksiyonları, değişik tip kanserler, sinir sistemi hastalıkları sayılabilir. Bu belirtiler bazı kişilerde iki yıl içinde ortaya çıkabilir, bu süre 10 yıla kadar uzayabilir.
HIV (+) kişi demek bu virüsün bir şekilde bulaşmış olduğu kişi anlamına geliyor. Ancak bu kişinin gerçek AIDS tanısını alması kandaki CD4+ T hücre sayısının (virüsün tutunduğu ve yok ettiği bağışıklık hücreleri) mm3 de 200’ün altına düşmesiyle onaylanıyor. Yine kandaki HIV virüsü miktarı da arttıkça kişinin AIDS’e doğru ilerlemesi çabuklaşıyor.
Tedavide amaç kişinin kanındaki virüs miktarını azaltmak. Bir çok hastada 12-16 haftada kandaki seviye önemsiz oranlara kadar indirilebiliyor. Ancak tedavinin gidişi kişilere göre çok farklılık gösteriyor.

Amerika’da son on yılda AIDS’e bağlı ölümlerde bir azalma izlenirken hasta sayısında belirgin bir artış olmuş. Halen 20-30 yaşları arasında 100.000 civarında hasta izleniyor.
Tedavi konusunda çalışmalar devam ediyor. Son uygulama olan üçlü tedaviden başarılı sonuçlar alınmış. ARV adı verilen bu yöntemde uygulama yine de çok zor ve pahalı. Hastalar günde 15-20 tablet yutmak zorunda kalıyor. Aşı çalışmaları şimdilik başarılı sonuçlar vermese de devam ediyor.
Güvenli cinsellik, partner sayısının sınırlı tutulması, kan nakillerinde dikkat ve ortak yaşanılan ortamlarda vücut sıvıları veya kanla temasa etmemeye azami özen gösterilmesi başlıca korunma faktörleri.

Ülkemize gelince..

224 Sayılı Hıfzısıhha Kanununa göre AIDS bildirimi zorunlu bir hastalık ama gizlilik içinde sır saklama ilkesi ihmal edilmeden, isimsiz bildirim yapılması gerekiyor.

Türk Ceza Kanunu açısından AIDS bulaşıcı hastalıklar arasında değerlendirilmediği için hastalara resmi işlem yapılması yükümlülüğü yok.

Sağlık Bakanlığının istatistiklerinde ülkemizde toplam 1429 kayıtlı hasta belirlenmiş. 981 erkek, 448 kadın hasta. Türkiye’de hastalık 1985 yılından beri gözleniyor. Metropol iller ile turistik illerde daha fazla hasta görülmekle birlikte, hasta saptanan il sayısı da 67 lere ulaşmış. Hastaların %20si yabancı uyruklu. Ancak inanılan o ki gizlenen olgular dahil edilebilse rakamlar çok fazla büyüyecek.

Bu konuda tek olumlu gelişme ameliyat için hastaneye yatan her hastaya HIV testi de yapılması. Eğer sonuç (+) çıkarsa, kan hakem hastane olan Refik Saydam Enstitüsüne gönderiliyor. Orada da sonuç onaylanırsa sonrası karışık.

Yine de ülkemiz gerçekten Batı ülkelerine oranla bu konuda emniyetli sayılabilir. Yine de korku yüzünden gizlenen olguların olduğunu ve şimdilik göreceli olarak az da olsa hasta sayısının giderek arttığı unutulmamalı. Ezcümle aman tedbiri elden bırakmayınız

Sağlıklı haftalar…AIDS NEDİR? NASIL BİR HASTALIKTIR?

AIDS, bulaşıcı bir hastalıktır. Mikrobu HIV adı verilen virüstür. HIV, girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip, giderek çökertir. Bunun sonucunda direnci azalan vücutta, HIV’in etkisi yanında, çeşitli mikroplar (bakteri, mantar, virüs, protozon) deri, solunum, sindirim, merkez sinir sistemi gibi muhtelif doku ve organlara yerleşip hastalıklar oluşturur. Ayrıca vücutta bazı kanserler gelişebilir. AIDS’in kesin tedavisi henüz bulunamamıştır. AZT, DDI, DDC gibi ilaçların yararlı olduğu bildirilmektedir.

Aids Hastalığı Belirtileri

HIV bulaştıktan sonra, kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre AIDS hastalığı belirtileri 5-10 yıl, belki de daha sonra ortaya çıkar. HIV infekte kişi, bu sürede sağlıklı görünüştedir. Gerekli önlemleri almazsa hastalığı başkalarına bulaştırabilir. HIV, bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalırlar ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir (uçuk, zona, pamukçuk, tüberküloz, akciğer infeksiyonu). Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, halsizlik, istahsızlık, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, cinsel organlarda uzun süreli yaralar gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerden ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülmelidir. Kaposi sarkomu, bazı lenfomalar, beyin, akciğer ve göz iltihapları da HIV infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. AIDS hastasının ANTİ HIV testi pozitiftir.

HIV Nasıl Bulaşır?

Kan, cinsel ilişki ve anneden bebeğe olmak üzere üç yolla bulaşır.

Kan ile Bulaşır

AIDS hastasının ve taşıyıcının kanında HIV bulunur. HIV’li kanla, çeşitli şekillerde bulaşma olur. Kontrolsüz kan nakli ile bulaşır.

Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, kesici ve delici aletler (jilet, makas), dövme aletleri ve akupunktur iğneleri ile bulaşır.

Damariçi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklarla birçok kişiye bulaşma olur.

HIV’li erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların ve adet kanının penise, vaginaya ve ağıza teması ile bulaşma olabilir.

HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile de bulaşma olur.

Cinsel İlişki ile Bulaşır

HIV, kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vagina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vagina, penis, anüs mukozasından veya ağızdaki zedelenmiş doku veya çatlaklardan vücuda girerek erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe, kadından kadına bulaşabilir. AIDS’ten başka cinsel ilişki ile bulaşan en önemli hastalıklar; belsoğukluğu, frengi ve viral hepatit (sarılık) dır. Anneden Bebeğe Bulaşır

HIV, infekte anneden bebeğine gebelik, doğum, emzirme sırasında bulaşır. HIV pozitif kadının doğuracağı çocuğa HIV’in geçme oranı %30 kadardır. Sütle geçebilme oranı fazla olmamakla birlikte infekte annelere emzirme önerilmez. Gebelik ve HIV ile ilgili bilgiler için AIDS Danışma Merkezi’ne başvurun.

HIV’in Bulaşmadığı Durumlar

HIV günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçemez.

Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı
El sıkma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, masum öpüşme
Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon
Tuvalet, duş, çeşme musluğu, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam
Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması

Hayvanlar

HIV’in bulaşmasına neden olamazlar.

Aids’ten Nasıl Korunmalı?

Kontrolsüz kan nakli ve HIV’li kana bulaşmış aletlerin kullanılmasına izin vermeyin.

Kan naklinde, AIDS testi yapılmamış kontrolsüz kan asla kullanılmamalı, test sonucu negatif kan kullanılmalıdır.

Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler, jilet, makas, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğnelerini kesinlikle kullanmayın ve size kullanılmasına izin vermeyin. Böyle işlemlerde araç-gereç bir kez kullanılıp atılmalı ya da kullanılan aletler kesinlikle dezenfekte veya steril edilmelidir.

Bedeniniz sizindir. Size uygulacak işlemler sırasında aklınıza takılan soruları karşınızdakine sormaktan çekinmeyin.

HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir.

Önlem Almadan Cinsel İlişkiye Girmeyin!

HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli cinsel yaşam kurallarına uyarak cinsel yolla bulaşmadan korunmak mümkündür. Cinsel ilişkide koruyucu kılıf = prezervatif (kondom, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile prezervatif kullanımını ihmal etmeyin. HIV infekte kişi kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanılmalıdır.

HIV’in Bulaşma Fırsatlarını Engelle

Cinsel eş sayısının fazlalığının bulaşma riskini arttıran bir faktör olduğu bilinmelidir.

Cinsel yolla size bulaşan bir hastalığınız varsa güvencesiz ilişki ile hastalığın başkasına bulaşacağını ve HIV’in size bulaşma olasılığının artacağını unutmayın.

Alkol ve uyuşturucular doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabilr.

Başkasının iç çamaşırlarını kullanmakla AIDS bulaşmasa da belsoğukluğu, mantar hastalıkları, uyuz böceği, kasık biti geçebilir.

Laboratuar Tanısı

HIV infekte ettiği vücutta, çeşitli hücre ve dokulara yerleşir. HIV enfiksiyonlu kişi yaşamının sonunda dek “HIV TAŞIYICISI” olarak kalır. HIV taşıyan kişiye “HIV POZİTİF” veya “HIV İNFEKTE” denir. Bunu belirtmek için ANTİ-HIV (ELISA) testi yapılır. HIV’e karşı vücutta 2-3 ayda antikorlar oluşur. Bu antikorlar kan serumunda ANTİ-HIV testi ile saptanır. Test yaptırmak isteyen bilgi almalı ve kendi iradesi ile test yaptırma kararı vermelidir. Testin sonucu pozitif ise (seropozitif) kişi HIV infekte demektir.

HIV’in Öldürülmesi

HIV dış ortamda birkaç saatte, kuruduğunda yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.

HIV’li maddelerin (kan, sperm, vagina salgısı) bulunduğu eşyaları birkaç dakika kaynatarak ya da 60 derecede 30 dakika ısıtarak HIV’i öldürebilirsiniz.

Sulandırılmış çamaşır suyu, temas ettiği HIV’i 30 dakika içince öldürür. Sodyum hipeklorit, çamaşır suyunda bulunan etkili maddedir, içinde klor vardır. Çamaşır suyu şişesinin üzerindeki tarifeye göre (genellikle 10 kez) sulandırılarak kullanılır. Sulandırılan çamaşır suyunda klor kokusu bulunmalıdır. Çamaşır suyu kullanılacağı zaman 10 kez sulandırılmalıdır, durmakla bozulur. Çamaşır suyu madensel eşyaya zarar verir.

Su veya sabunla iyice yıkama ile bütün mikroplar gibi HIV’de deriden uzaklaştırılır. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olur. Yaralanma olduğunda yara yeri önce sabun ve su ile yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik uygulanmalıdır.

HIV’İ Öldüren Diğer Maddeler

Bacteranios D, Buraton 10F, Cidex, Gıgasept, Lysetol V, Presept, Steranios, Virkon’dur. Daha çok hastanelerde kullanılmak üzere üretilmiş olan bu maddelerin kullanımları prospektüslerinde yazılıdır. Ultraviyole ile ışınlanma HIV’in yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. Cismin altında bulunan mikropları öldüremez.

 

1 Aralık Dünya AIDS Günü

Tespit edildiği 1981 yılından bu yana 40 milyon kişinin yakalandı. 29.6 milyon kişinin ölümüne neden oldu. AIDS, özellikle kadınları ve gençleri tehdit ediyor.

BM: AIDS terör kadar tehlikeli
BM, çağın vebası sayılan AİDS’in, dünya güvenliği açısından terörizm kadar tehlikeli olduğunu bildirdi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın isteği üzerine hazırlanan raporda, genel olarak enfeksiyon hastalıklarının insanlık için yarattığı tehlikeye dikkat çekildi, bu hastalıklardan yakın zamanda milyonlarca insanın ölebileceğine dikkat edildi.

Raporda, küreselleşmenin yayıldığı, dünyanın küçülerek adeta köy haline geldiği günümüzde, sanayileşmiş ülkelerin, gelişmemiş ülkelerden gelebilecek salgın riskinden korunmuş olmadıkları kaydedildi.

AİDS’in en fazla güney Afrika ve Asya ülkelerinde yayıldığı hatırlatılan raporda, en zengin ülkelerin sağlık güvenliğinin, en yoksulların salgın hastalıkları önleme becerisine bağlı olduğu vurgulandı.

İspanyol gribinden 1919’da yüz milyon kişinin öldüğü anımsatılan BM raporunda, benzer bir virüsün de ”kısa sürede on milyonlarca kişinin ölümüne yol açabileceği” uyarısında bulunuldu. Raporda, AİDS’in uzun vadeli etkilerini bertaraf etmeye yönelik bir strateji belirlenmemiş olmasının kaygı verici olduğu da kaydedildi ve Güvenlik Konseyi’nin, ”barış ve uluslararası güvenlik açısından savaşlar, nükleer yayılma ve terörizm kadar tehlikeli olan” AİDS konusunda özel oturum yapması önerildi.

AİDS’le mücadeleye ayrılan uluslararası fonların artmasına rağmen hastalığın yayılmaya devam ettiğini belirten BM uzmanları, hastalığın önlenebilmesi için yılda 10 milyar dolar harcamak gerektiğine işaret
ettiler.

 

Türkiye AIDS’le 1985’te tanıştı

Türkiye AIDS’le ilk kez 1985 yılının Kasım ayında tanıştı. Sinema ve sahne dünyasında ‘Murti’ lakabıyla tanınan Mürteza Elgin’in AIDS olduğu ortaya çıktığında panik yaşanmıştı. Çünkü yetkililer de dahil olmak üzere kimse AIDS’i bilmiyordu.

Sonra virüs ilk olarak yurtdışında çalışan işçi ve işçi yakınlarında saptandı. İşçiler virüsü eşlerine de bulaştırdı. Türkiye’ye gelen turistler ve yurtdışına gidip gelen Türkler’le AIDS yayılmaya başladı. Tehlikenin boyutları 1990’lı yıllarda Romanya, Rusya, Gürcistan ve diğer ülkelerden fuhuş için gelen kadınlarla iyice büyüdü.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de bin 67 AIDS vakası bulunuyor. Ancak bu rakamların gerçeği yansıttığını söylemek çok zor. Çünkü bakanlığın verileri sadece test sonuçlarına dayanıyor. Hastanelerin Eliza testi sonuçlarını bakanlığa bildirme zorunluluğu bulunsa da belirtileri yıllar sonra ortaya çıkan bu hastalığa yakalandığının farkında bile olmayanlar hesaba katıldığında rakam katlanarak büyüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre gerçek rakamlar resmi verilerin gelişmemiş ülkelerde 30, gelişmiş ülkelerde ise 10 katı. Türkiye’deki rakamları 20’yle çarptığımızda en iyi olasılılıkla 20 bin AIDS’li olduğunu söylemek mümkün.

1985 yılından bu yana toplam 340 AIDS hastası, 727 taşıyıcı olmak üzere toplam 1067 AIDS vakası saptandı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki AIDS hastalarının 885’i Türk uyruklu, 182’si ise yabancı uyruklu.. Hastalığa yakalananların 304’ünü kadınlar, 763’ünü ise erkekler oluşturuyor. Türkiye’deki AIDS hastalarının 885’i Türk uyruklu, 182’si ise yabancı uyruklu. Bunlardan 31’i Romanya, 29’u Ukrayna, 11’i Tanzanya, 11’i Moldova, 9’u Alman, 7’si de ABD’li.

En çok AIDS’li İstanbul’da

AIDS’lilerin en çok bulunduğu illerin başında İstanbul geliyor. İstanbul’u Ankara, İzmir, Adana ve Bursa takip ediyor. AIDS’li hastaların büyük bölümünü 20 – 50 yaş grubundaki erkekler oluşturuyor.

30 Haziran 2000 verilerine göre

 

YILLAR VAKA TAŞIYICI TOPLAM
1985 1 1 2
1986 2 3 5
1987 7 27 34
1988 9 26 35
1989 11 20 31
1990 14 19 33
1991 17 21 38
1992 28 36 64
1993 29 45 74
1994 34 52 86
1995 34 57 91
1996 37 82 119
1997 38 105 143
1998 29 80 109
1999 28 91 119
2000 22 62 84
TOPLAM 340 727 1067

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAŞ GRUPLARI ERKEK KADIN TOPLAM
0 5 1 6
1-4 2 3 5
5-9 2 4 6
10-12 3 0 3
13-14 1 1 2
15-19 12 17 29
20-24 83 71 154
25-29 133 50 183
30-34 168 45 213
35-39 99 26 125
40-49 102 28 130
50-59 51 22 73
30+ 26 12 38
Bilinmeyen 76 24 100
TOPLAM 763 304 1067

 

 




Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler



Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlgili Terimler :